Posts Tagged ‘mavi marmara’

  • “Kadının ne işi var?”

    0

    Ne de gücü… Biraz güçlenmeye fikir sahibi olmaya kalktı mı hemen vururuz kafasına zaten. “Ne işin var lan senin?”

    Geçen hafta polisin kasıklarını patlattığı gençlerden biri hamileydi ve yediği polis dayağıyla çocuğunu kaybetti. İzin almadan gösteri yapmanın hak ama yasak olduğu ülkede bu kadının ve kaybettiği bebeğinin haklarına sahip çıkan olmadı. Medya olayı sahiplenmedi, sadece köşe yazarlarından bazıları şahsi olarak destek vereceklerini ve konunun takipçisi olacaklarını belirttiler o kadar.

    Olayı ilginç kılan özellikle egemen gücün konuya bakışı oldu. İktidarı ve dolayısıyla polisi bu konudan sıyırmak isteyen çevreler hamile kadını eyleme katılmakla suçladılar. “Hamile kadının eylemde ne işi var?” sloganıyla ortaya çıkan bu görüş Emre Aköz, Oray Eğin ve benim çok inandığım bir insan olan Engin Ardıç tarafından savunuldu. Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu bile bu olayı şiddetle kınarken, Bülent Arınç konunun titizlikle takip edileceğini ve sorumluların cezalandırılacağını söylerken, kraldan çok kralcı olan kimi “aydın”lar bu katliamı haklı çıkarmaya çalıştılar.

    Ben olayı farklı bir boyuttan anlatacağım şimdi.

    Filistin’e insani yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisi İsrail’den defaatle uyarı almış, müdahale edileceği söylenmişti. Bu uyarılar daha gemi yola çıkmadan başlamıştı zaten. Ancak onlar yüklerinin insani yardım olduğunu söyleyerek yola çıktılar. Sonunda gemi İsrail’in kalleşçe uluslararası sularda işgali ve sivilleri öldürmesiyle yolundan döndürüldü.

    Mavi Marmara gemisinin içindeki bir anne, pusetindeki bebeğiyle bir süre rehin tutulduktan sonra Türkiye’ye geri gönderildi. Onları gördüğümde gayri ihtiyari ben de sormuştum; “El kadar bebeğin ne işi var Filistin gibi bir cehennemde?”

    Öyle ya? Filistinli anneler evlatlarını orada ölümden korumak için canla başla mücadele ederken bu kadın nasıl bir cesaretle evladını ölüme götürüyordu?

    Hem İsrail’in götürdükleri yardımı Filistin’e sokmayacağını biliyorlardı. En iyi ihtimalle bir sıcak temasın olacağı bilinen bir gerçekti. Hem de İsrail’in güvenilmez bir ülke olduğunu zaten ideolojik kodlamaları kendilerine fısıldıyordu. Buna rağmen o bebek neden gitti oraya? Anneni gitmesi kendi tercihidir. Ama ya bebek? Bu çocuğu bırakabileceği hiç bir yer yok muydu? Sorular çoğalıyor olayın anlamsızlığı da gün yüzüne çıkıyordu.

    Ama bu soruları bugün “Hamile kadının eylemde ne işi var?” diyen abilerimiz soramadılar o dönem. Onlar İsrail’in insanlık dışı tavrını yazdılar. Yazmaları gereken de buydu. Doğrudur. Ama bir annenin evladına karşı ilgisini madem bu kadar önemsiyorlardı, neden Filistin’e giden anneyi eleştirmediler?

    Üstelik bizim gençler, kendi ülkelerine güvenmişler, herhangi bir silah teçhizat almadan pankartlarıyla sokağa dökülmüşlerdi. Belki sığ bir söylemle “bağırıp çağırıp” gideceklerdi. Onlara Mavi Marmara’daki gibi güvenmedikleri İsrail ordusu değil, güvendikleri ülkenin kendi ülkelerinin polisi şiddet uyguladı. Kadınların kasıklarını erkeklerin burunlarını ve gözlerini patlattı.

    Ve bu durumda bile haklarını bangır bangır savunacak manşetlere taşıyacak bir tane şerefli medya aygıtı bulamadılar. Aksine suçlu oldular. Kendilerinden olana mübah saydığını karşısındakine yasak gören bir avuç elitist aydın tarafından.

    İşte empati Demokles’in kılıcı gibi sallandığında başınızın üstünde, saçmalamayı bir kenara bırakır ve tüm insanlar için aynı şeyi düşünmeye başlarsınız.