oldukça karanlık bir gecenin ortalarına doğru yazılmış, olabildiğince yalın bir yazı. seni özledim. şu anda seni çok özledim.
gezdiğimiz yollar, konuştuğumuz konular, oturduğumuz banklar…neden aklımdan bir türlü çıkmak bilmiyor? bilemiyorum. neden 2. sınıf aşk romanlarındaki kadar hayalperest ve aptalım ki? neden “senden bir kaçış varsa bile kurtuluş yok”?
yaşlandım ve yoruldum son 1-2 sene içinde. çokça eksildim kendi içimde. gözüm kesmiyor artık sil baştan’ları, yeni başlangıçları… ağlamak isterdim belki halime lakin..”gözlerim bitti” derler ya. gözlerin ve sözlerin bittiği bir uçurum kenarında hissediyorum kendimi
onca umudun, hayalkırıklığının ardından neden hala seni düşünüyorum? neden hala seni özlüyorum ben? sen benim gibi bilmemkaç hikayeyi eskitmişken -belki-; ben neden ardımda bırak(a)mıyor, eskitemiyorum seni?
seneler önce ilk gidişinde dinlediğim şarkıları dinliyorum yine. bir başka mart ayının başında yine acı çekiyorum. daha acı çekeceğim çok aybaşları, aysonları, mevsim sancılarım var. hiç gerçek olmayacak bir hayalin içinde hapsolacak ve o hayale aşık olacak kadar aptalım ben işte.
hepsi bu.
now every word is like a knife, but the silence cuts you twice…