Posts Tagged ‘derin devlet’

  • Yahşi Batı’nın Siyasi Tabanı

    1

    Cem Yılmaz'ın en çok eleştirildiği nokta siyasi mizah'tan kaçınmasıdır. kimileri bunu yetersizlikle kimileri korkaklıkla açıklamaya çalışıyor. tüm söylenenlerin aksine Cem Yılmaz'ın son filmi Yahşi Batı'da ince bir siyasi alt metin var.

    Filmde Zafer Algöz'ün canlandırdığı şerif, faaliyet alanları (din,kolluk,kanun vs.) bakımından devleti ve özellikle statükocu derin devleti temsil ediyor. şehirdeki tüm faaliyetler hatta saloon bile ona ait.

    Kızılderililer ise Kürtler. Johnny Lesh bizim derin devletin bir dönem Kürt iş adamı ve aşiret reislerini yok etmek amacıyla kullandığı mafya… Bir sahnede şerif birilerine Kızılderili kıyafeti giydirerek "ulelek ulelek diye ortalığı velveleye verin" diyor. Burası da kontrgerilla faaliyetlerine ve ergenekona işaret etmiş. Kontrgerillanın PKK namıyla doğuda yaptığı katliamlar,  asit kuyuları, ergenekon'un "provokasyonları" vs. burada çok ucundan anlatılmış.

    Öte yandan PKK olgusu da bir grup yol kesen Kızılderiliyle sembolize edilmiş. Yüksek öğretim alan militanlar "Adım Richard Thomas oxford'da okuyorum." diyen Kızılderilinin dilinde hayat buluyor. Bu aşırı liberal duruşun yanında filmin resmi ideolojiye selam çaktığı yerler de var. Örneğin "Türkler Kızılderili değil, Kızılderililer Türktür" sözünün sıkça duyulması Kürt diye bir ırkın olmadığı düşüncesine, Kızılderililerin onlara yerel dille hitap eden Cem Yılmaz'ı anlamayıp Türkçe konuşmaları da dil polemiğine yapılmış ince bir göndermedir.

    Filmi 3 defa üstüste izleyerek yaptığım bu çıkarımlar tamamen yalan, uydurma da olabilir. Ama ben bu kokuyu aldım.

  • Kurtlar Vadisi Gladio'yu İzledim

    0

    Kurtlar’ın son macerası Gladio’yu vizyonda izleyemedim. Ama DVD’sini edindim ve bir gece sabah karşı biraz da önyargılarımla beraber seyrettim.Harika. Tek kelimeyle harika bir film.DVD ve VCD’si çıktı. Henüz izlememiş olanlar, alın izleyin.

    http://3.bp.blogspot.com/_NFVTBDzrJ8g/SyVSkxjAuLI/AAAAAAAAHTA/_g_GWUAHjA0/s400/Kurtlar-Vadisi-Gladio-10.jpg

    Açıkçası Kurtlar Vadisi Pusu’nun verdiği ifrit duygusuyla ön yargılı izlediğim filmi genel anlamda Pusu ve Gladio’yu karşılaştıran bir gözle takip ettim. Ama başta da dediğim gibi Pusu ile hiç alakası olmayan harika bir film.

    Sadullah Şentürk’ün Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde gösterdiği düşük performansın üstüne ilaç gibi bir film öneriyorum; Kurtlar Vadisi Gladio. Gerçekten de hem yönetmenin hem de senaristlerin bir süredir kendilerinden tiksinme noktasına getiren senaryo ve reji anlayışlarının çok uzağında yapılmış bir işti.

    Film Özal’ın şaibeli ölümünü, Cem Ersever suikastini, 28 şubat’ı ve Sarıkız darbesini içeren süreçte bu sürecin baş aktörlerinden biri olarak lanse edilenİiskender Büyük’ün devlet içindeki konumlanışını anlatıyor.

    Kurtlar Vadisi Gladio’da eski Kurtlar Vadisi tadını aldım. Filmdeki tüm karakterleri bir şekilde gerçekle bağdaştırabilmek mümkün oldu. Notacı paşa, Yetim paşa, Bülent Fuat Aras, İskender Büyük ve savcı karakterleri gerçekleriyle tam anlamda örtüşüyordu.

    Prodüksiyon anlamında Şaşmaz Biraderler yine kaliteli bir iş çıkarmışlar. Bu filmden çıkardığım yegane sonuç Pana Film’în daimi senaristleri bir süre dinlenip kafaları rahatladığında gerçekten iyi yazabiliyorlar.Diiyalogları yerli yerinde ve tamamlayıcı, olay örgüsü mantıka uygun, süre uzatmaya yönelik hatalara düşmeyen, reji olarak bakarsak da kamera açıları sürükleyici, merak öğesini tam anlamıyla taşıyıp izleyici son ana kadar kendine bağlayan bir macera filmi izledim.

    Filmde tek göze batan husu -ki o da Pusu ile mukayese ederek gittiğimden- İskender bunca icraati yaparken ne ara Polat ve ekibine musallat oldu? Şayet Sarıkız darbesi esnasında ise tarihler birbirini tutmuyor. O noktada kafam karıştı ama velveleye vermedim.

    Film görevi herşeyden üstün tutan bir adamın bile bir kadın karşısında nasıl dizlerinin bağının çözüldüğünü iyi aktardı. Kimileri buna İskender’in aptallığı/senaryo aksaklığı gözüyle baksalar da bu iyi bir senaryo detayıydı.

    Bu arada Fuat Aras’ın ölmeden evvel adalara gidişi sanırım serinin ilk dizisine bir göndermeydi.

    Film’de Özal’ın ölümü, Fuat Aras’ın CNN Türk’deki haber bandının içinde İskender tarafından farkedilmesi, Ersever-İskender diyalogları ve Ersever suikastı sahneleri tam anlamıyla enfesti.

    Öte yandan film 90′lı yılların havasını da başarıyla vermiş. Binalar, ev gereçleri, mobilyalar, otomobiller ve kıyafetlere varana kadar bütün detaylarıyla o dönemi yaşatmayı başarmış. Manda kasa mercedes vardı bu filmde. Daha ne isterim bir 90′lı yıllar çocuğu olarak! :)

    Müzikler harikulade. Film içinde o kadar iyi oturtulmuş ki dizideki gibi rahatsız etmiyor. Gökhan Kırdar bu soundtrack işini götürdü hacım. Adam enstrumanların yeni piridir benim için.

    Tabii ki filmin başrol oyuncusu Musa Uzunlar…Etkileyici bir performanstı, hem gençliği hem yaşlılığı hem de huzurevi sahneleriyle. Ayakta alkışlıyorum.

    Pusu’yu 80. bölümü itibariyle bırakmış biri olarak, Pana Film ekibine hakkını teslim etmeliyim. Kafaları rahat olunca çekimlerde acele etmeyince gerçekten eskisi gibi iyi işler çıkarabiliyorlar.

    DVD ve VCD’si çıktı. Henüz izlememiş olanlar, alın izleyin.