Posts Tagged ‘android’

  • Android Kullanıcılarına Tavsiyeler

    0

    Android gerçekten de son dönem mobil piyasasını derinden sallayan gelişmelerin odağındaki işletim sistemi.Bugüne kadar pazara hakim olduğu inancıyla hareket eden pek çok firmayı kendini revize etmeye iten bir etkisi oldu. Android cihaz sahiplerinin bu başarılı sistemin nimetlerinden faydalanmaları için daha önce de yazmış olduğum yazıları toparlayan genel bir öneriler listesi yapmayı uygun buldum.

    • Cihazınızı ROOT edin ve Custom Rom yükleyin. Bu kesinlikle yapın diye zorladığım bir işlem değil ancak geliştiricilerin ortaya çıkardığı ürünlerle cihazınızı daha etkin kullanma imkanınız var. Ben bu ROM ve Kernel çalışmaları sayesinde 1GHz işlemcili telefonumu 1.9 GHz’e kadar overclock etme imkanı buldum. Bir Android kullanıcısı için bu konularda en temel kaynak xda-dev forumlarıdır.
    • ROOT etmek konusunda çekinceleriniz varsa telefonunuzu orijinal haliyle de kullanabilirsiniz. Android orijinal haliyle size yeterli kullanıcı deneyimini sunacak bir mobil işletim sistemidir.
    • Batarya ömrünü uzatmak için öneriler. İlk olarak telefonunuzu sürekli şarjda tutmayın. haftada bir hatta iki defa pilin tamamen boşalmasını sağlayın. Tamamen boşaldığında ise şarja takıp tamamen doldurun yarı doluyken çıkarmayın. Android Market‘ten bir Task Killer uygulaması yükleyerek arka planda çalışan uygulamaları belli aralıklarla kapatacak şekilde zamanlayın.
    • Task Killer uygulamaları cihaz performansını artırmak için değil batarya ömrünü uzatmak içindir. Cihazınızın performansını sadece Custom ROM ve Kernel’ler artırabilir.
    • Muhakkak rehberinizi Google hesabınıza bağlayın. Türkiye’de satılan çoğu Android Telefonu’nda rehber ayarlamaları SIM kart üzerinden okunacak biçimde yapılmış durumda. Ancak yeni eklenen kişiler telefonj hafızasına kaydediliyor ve bu da rehberinizi çorbaya dönüştürüyor. Bu yüzden Rehberinizi Google hesabınızla ilişkilendirin ve yedekleyin. Bu olası kayıp-çalıntı durumlarında rehberinizi koruyacağı gibi Rehber yönetiminizi her yerden PC aracılığıyla yapma gibi ekstra bir kolaylık da sağlayacaktır.
    • Hesaplı bir mobil internet paketi satın alın. Çünkü kullandığınız bir internet telefonu.
    • Naçizane şu ( 1 - 2 ) yazılarda vermiş olduğum işe yarar android uygulamalarını ya da ekşisözlük’teki benzer başlığı inceleyerek telefonunuzu verimli kullanma konusunda mesafe kat edebilirsiniz. Arada Market’te turlayarak programlara göz gezdirmenizi de öneririm.

    Android kullananlara, yeni başlayanlara ve cihazından daha fazla verim almak isteyenlere özel bir yazı hazırlıyorum. Umarım faydalı olmuşumdur.

  • işe yarar android uygulamaları – 2

    0

    bu başlıkla yayınladığım ilk yazıda android henüz 1.6 ve 2.1 sürümlerini yeni yayınlamış ve kendini belli markalar altında piyasaya kanıtlama evresinde olan bir mobil işletim sistemiydi. şu anda onlarca farklı model ve donanım skalası üzerinde gelişen ve mobil teknolojinin gelişimine öncülük eden bir işletim sistemi oldu. bu yüzden hem gelişen teknolojinin hem de değişen ihtiyaçların ılığında yeni bir işe yarar android uygulamaları lisetesi yapmanın zamanının geldiğine karar verdim.

    Market Enabler: Google’ın Android Market üzerinde yaptığı çalışmalar sırasında bazen en hayati uygulamalara erişmek mümkün olmayabiliyor. İşte bu durumlarda Market Enabler ile telefonumuzu Avrupalı bir operatörün sinyalini alıyormuş gibi gösteren uygulama bu sayede ülke bazlı sınırlamaları ortadan kaldırıyor. Ben özellikle burada önerdiğim uygulamalara markette rahat erişebilmeniz için öncelikle Market Enabler’ı kurmanızı öneririm.

    Barcode Scanner: İnternette yayınlanan bazı mobil uygulama ve linkler mobil cihazlara kolayca aktarılabilmesi için barkodlu olarak verilir. bu barkodları kameranızla okuttuğunuzda karşınıza download linki ya da ilgili site çıkar. İşte Barcode Scanner bu işi halletmek üzere hazırlanmış.

    Docs: Google Docs kullananları sevindirecek bir uygulama.

    Google Docs ile hazırladığınız metin belgeleri tablolar ve sunumlar aynı anda telefonunuza yüklenmiş oluyor. Böylece taşınabilirlik ve veri güvenliği de artıyor.

    Dropbox: Bilenler bilir Dropbox, bir bulut bilişim örneğidir. Size dosyalarınızı depolamanız için internet üzerinde ücretsiz olarak 2GB’lık bir alan sunar ve bu alana ister bilgisayarınıza kurduğunuz uygulamasından isterseniz web arayüzü üzerinden erişebilmenizi sağlar. USB Bellekleri tarihe karıştırma iddiası olan uygulamanın Android versiyonu da telefonunuzu özellikle fotoğraf, belge aktarımı gibi küçük işlerde USB bağlantısıyla uğraşmaktan kurtarıyor.

    Cardio Traner: Spor yapanları ve kilo vermeye çalışanları ilgilendiren bir uygulama. Telefonunuzun GPS alıcısını kullanarak katettiğiniz mesafeyi ölçen, kameranın alıcısıyla tansiyon ve nabzınızı kontrol eden, size zamanlanmış eğitim programları hazırlayan harikulade bir program

    fS: Sosyal medyanın yeni nimetlerinden olan soru sorma ağı formspring‘in gayrıresmi Android uygulaması. Son güncelleştirmelerle arayüz Twitter ve Facebook uygulamasıyla yarışacak düzeyde profesyonelleştirilmiş.

    Friendroid: Facebook tarafından satın alındıktan sonra kapatılması gündeme gelen Friendfeed için yazılmış bir uygulama. Uygulamayı çalıştırmanız için bir Friendfeed hesabınıza girip bir remote key tanımlamanız gerekiyor. Uygulamanın arayüzü kötü olsa da “hiç yoktan iyi” dedirtiyor.

    Ringdroid: Uzuuun şarkıların sadece nakarat kısmını zil sesi yapmak istiyorsanız Ringdroid işinizi görecek. Çok kolay bir arayüzü var ve verdiği sonuçlar tatmin edici.

    Quick Boot: ROOT edilmiş Android cihazlarını kolayca Recovery, Bootlader modlarına geçirmek için tasarlanmış bir uygulama. Biraz daha işin gelştirme yönüne bakanlara hitap ediyor.

    Applanet: Android Market’te bulunan ücretli uygulamaları kaçak olarak indirebileceğiniz biraz illegal kokular saçan ama çok cazip bir uygulama. Tabii ki uygulama markette yok! :) Uygulamayı indirmek için cep telefonunuzdan web sitesine girmeniz yeterli. Ancak aralıklarla siteyi pc üzerinden ziyaret edip Applanet’in online olup olmadığını kontrol edin zira uygulamayı geliştiren kişinin, sitenin ve kaçak uygulamaların yüklü olduğu server’ların sürekli ddos saldırısı altında olduğuna dair iddiaları var.

    Tüm uygulamalara (APPlanet hariç) Android Market üzerinden ulaşabilirsiniz.

  • Hız Canavarı Tutkulu HaTiCe

    0

    İlk göz ağrım T-Mobile G1’ımla yaşadığımı uzun ve fırtınalı ilişkinin sonlarına doğru yeni sevdalım, yeni delalım arayışlarına girmiştim. Bu süreçte Android piyasasında rakipsiz olarak gördüğüm HTC’den şaşmadan Desire Z, Desire ve Desire HD arasındaki uzun karşılaştırmalarım sonunda  Desire HD’de karar kıldım.

    Ben alana kadar kısmen de olsa eskiyen bir cihaz Desire HD. HTC bu hız canavarının ardından bildiğim 2 model daha çıkardı piyasaya. Ancak özellikle geliştiricilerin yazdıkları özel kerneller sayesinde halen Desire HD’nin hızına dur durak verilemiyor. En son 1 GHz olan işlemciyi overclock ile 1.8 GHz’ye yükselttiklerini görmüştüm. Bu her ne kadar cihazı brick etmeye varacak derecede riskli bir işlem olsa da elde edilen rakam muazzam.

    Tasarım: Dokunmatik ekranlı telefonlarda alıştığımız, pek karakteristik olmamakla birlikte çok kalantor-karizmatik bir duruşa sahip bir dış tasarım var. Girdiği her ortamda dikkati çeken bir yapısı var. Ölçüleri ve ağırlığı bakımından rakiplerine göre “iri” bir telefon. Bilhassa Iphone 4 yanında oyuncak gibi kalıyor. Cihazda 4.3 inç Amoled Ekran mevcut. Desire HD’nin ilk üretilen modellerinde kapasitif LCD’ler kullanılmış, daha sonra Samsungun geliştirdiği bu Amoled ekranlarla kullanım daha keyifli bir hale getirilmiş.

    Özellikle yoğun ışık alan ortamlarda ekranın okunabilirliği artmış. Ekran büyüklüğü ise apayrı bir cazibe faktörü. Aldığımdan beri dizi bölümlerimi HD’den izliyorum. Ekranın altında bulunan, Android’in meşhur ayar tuşları dokunmatik şekilde dizayn edilmiş. Bu sayede telefonun ön yüzünde yekpare bir görüntü oluşuyor.

    Fiziksel olarak sadece üç tuşu var. Ses açma – kısma ve üst tarafta bulunan Switch OFF tuşu. Bu tuş ile hem telefonu kapatıp açıyoruz hem de ekranı kilitliyoruz. Burada şuna değinmek istiyorum, keşke bu tuş sol tarafta değil sağda olsaymış. Kullanım sırasında (kilidi açıp kapatmaya çalışırken) bunun sıkıntısını çok yaşadım.

    Cihazın alt kısmında en sevdiğim yönü olan 3,5 mm ses çıkışı ve şarj-USB çıkışı bulunuyor. Şarj bağlantı noktası tahminimin aksine mini-USB şeklinde değil micro-USB şeklinde tasarlanmış. (resimde sağdaki micro, soldaki miniUSB) Bu da elimdeki ona yakın mini USB kabloyu işe yaramaz hale getirdi ne yazıkki. Forumlardan anladığım kadarıyla micro USB telefonun donanımına daha uyumlu imiş. Bir de şarj dolma süresini daha hızlandırdığını yazanlar da var.

    Yazılım – Donanım: Yazının başlığında da belirttiğim gibi telefon tam bir hız canavarı. Özellikle geliştiricilerin hazırladığı romlar ile hız daha da artıyor. Ben telefonu aldığımda çoktan root edilmiş ve Android Revolution HD 2.0 yüklenmişti. Bana sadece Rom ve Radio sürümünü güncellemek kaldı. Bu işlemleri de yaptıktan sonra telefonun performansı büyük ölçüde arttı (maşşallah).

    Android Revolution HD Desire HD için yazılmış Romlar arasında en çok tutulan sürüm imiş. Bunu xda forumlarından anlıyoruz. Cihazın 1,5 dahili belleği, 768 MB Rami ve 1Ghz işlemcisi bulunuyor. Bunlar lokal değerler olarak gayet yeterli. Ayrıca telefonun yanında verilen 8 GB microSD hafıza kartı da kullanıcı verilerinin depolanması için tatmin edici. Ayrıca isteyen uzman kullanıcılar hafıza kartından yer ayırarak lokal hafızayı 4 GB’a kadar arttırıyorlar.

    HTC’nin özel arayüzü Sense tek kelimeyle muhteşem. HTC’nin özel widgetları ve temalarıyla her şey olması gereken yerde ve çok şık. Telefonu bir senfoniyi yönetir edayla başarıyla yönlendiriyorsunuz. Aslında Desire HD’nin tasarımında Android’den ziyade HTC ağırlığının olduğunu söylerken arayüzü de işin içine kattığımı söylemem gerek. Telefon bir Android telefonu değil, Android altyapısı kullanan HTC telefonu olmuş Sense ile.

    Dokunmatik klavyeye tedirgin yaklaşmama rağmen hem ekran büyüklüğü hem de Sense klavyesinin büyük tuşları bu korkumu da bir kenara atmamı sağladı. Ayrıca klavye ayarlarından T9 Sms klavyesine dönüştürülebiliyor.

    Multimedya yönüne gelirsek; 8 MegaPiksel HD video çekim özelliği olan şahane bir kameramız var. Gece çekimleri için dahili Led Flaş ile çok verimli sonuçlar alıyoruz. Normal video çekimleri başarılı olmakla birlikte HD çekimlerde takılmalar olabiliyor. Bunun bir güncellemeyle çözülebileceği kanaatindeyim. Kuvvetli işlemcisi ve RAM’i sayesinde HD filmleri takılmadan izleyebiliyoruz. 3,5 mm kulaklık çıkışını destekleyen Surround Ses çıkışı özelliğiyle müzik dinlemek apayrı bir keyfe dönüşüyor. Uzun zamandır kullandığım Sony mp3 playerıma bir süre izin verdim kırda bayırda koşuyor şimdilik kendisi.

    Genel Yorumum: HTC Desire HD, özellikle daha eski bir Droid’den gelen kullanıcılar için çölde bir vaha etkisi yapıyor. Akıllı telefon piyasasında şu zaman dilimi için görüp görebileceğiniz en iyi telefonlardan biri. Hatta Iphone 4’ten daha iyi. Bunun garantisini veriyorum.

    Artıları: Gelişmiş multimedya özellikleri RAM ve İşlemci Gücü Fonksiyon tuşlarının dokunmatik olması ve genel tasarım HTC Sense arayüzü daha da gider bu…

    Eksileri : Kapatma tuşunun parmağa uzak kalması HD video çekiminde yaşanan takılmalar Not: Tutkulu HaTiCe deyimi, HTC Desire’ın çevirisinden çıkmış bir geyik. Gerçek kişi ve kurumlarla ilgilisi yoktur. Haticelerin ve yavuklularının bilgisine :)

  • HTC Dream için FroyoForTrout

    4

    Android yolculuğumda yeni adımlar atmaya devam ediyorum. Uzun zamandır CyanogenMOD ile ite kaka çalışan telefonuma daha stabil, crash olmayan ve en önemlisi hızlı bir ROM arayışına girdim. Bu sırada tıpkı cyanogen gibi bir grup geliştiricinin üzerinde çalıştığı Froyo for Trout projesini buldum.

    Proje özetle Dream’le aynı dönem çıkarılan MyTouch3G’ler için resmen dağıtılan Froyo ve Eclair ROM’ları üzerinde oynayarak onları Dream’e uyarlıyor. İşin gerçeği bu tarz çalışmalara daha önce rastlamıştım. Ancak onlar telefonu MyTouch3G olarak görüyorlardı. Yani işin aslı başka bir cihaza ait ROM’U DreaM’e uygulamış oluyorduk.

    Froyo4Trout gerçekten başarılı. En önemlisi telefonunuzu doğru biçimde tanıyor ve özelliklerine tam erişim sağlıyor. Benim özellikle beğendiğim bir yönü de bazı opsiyonel sistem uygulamalarını kaldırma imkanı sunması. Örneğin Amazon MP3, Navigasyon, Street View hatta Gmail gibi temel uygulamaları kaldırabiliyorsunuz. Bu da size lokal hafızayı arttırma imkanı sunuyor.

    Froyo for Trout’un xdadevelopers forumundaki güncel başlığına buradan erişebilir ve daha önceki HTC Dream ROOT islemi ve Cyanogen MOD makalemdeki yolu izleyerek telefonunuza kurabilirsiniz.

  • Google ve aptal Nexus politikası

    0

    Google Android işletim sistemini dünyaya tanıtan şirket olarak yeni nesil mobil pazara yeni bir soluk getirdi. Özellikle geliştirilen sistemin açık kaynak kodlu olması ve Apple’ın gözdesi Iphone’a oranla daha uygun fiyata denk -hatta yer yer daha önde- cihazlar sunması Android’i öne çıkardı.

    Ancak görünen o ki Android’i çıkaran da batıran da Google olacak. Hem de saçma üretim ve pazarlama politikaları yüzünden. Peşinen kabul ediyorum. Apple, Iphone’la mobil piyasada yeni bir kulvar açtı. Tam dokunmatik ekranlı cihazlar savaşını başlatan ve bu alanda öncü olan Apple bu kategorinin doğmasının temel sebebidir.

    Özellikle HTC’nin eğildiği Android’in yeni meraklısı Koreli şirket Samsung oldu. Kendi geliştirdiği BADA platformunun Android’in pastadan aldığı büyük payla o kadar da uzun ömürlü olmayacağını anlayan firma Google’la dirsek temasına girdi ve sonunda Google’ın ikinci resmi telefonu Nexus S’in üreticisi ve satıcısı olma hakkını elde etti. Bu durum Google ve HTC’nin yollarını ayırdığını gösteriyor.

    Google Nexus One’ın satışı konusunda eli sıkı davrandığı için bu cihaz beklenen büyük çıkışı yapamadı. Sürekli değişen satış politikası (kontratlı-kontratsız, sim kilitli-kilitsiz satışlar) kullanıcıların kafasını karıştırdı ve cihaz güme gitti. Daha sonra işi pişkinliğe vuran şirket tutup düşük satışlardan HTC’yi sorumlu tuttu. İkinci telefonları olan Nexus S’in üretimi ve pazarlanmasında Samsung’la anlaştı. Bir süre sonra Samsung ise yaptığı bir açıklamayla Google’ı şok etti. Firma 2011 projeskiyojnlarında Windows Phone 7’ye ağırlık vereceğini Android’in geleceğini parlak görmediğini açıkladı. Belki de uzun vadede kendi platformları olan BADA’ya kulvar açmak için yaptıkları bu hamleyle Google’a iyi bir ders vermiş oldular.

    Yine de ben bu ayrılığa üzüldüm ne yalan söyleyeyim. HTC Android’in bugünlere gelmesinde çok büyük performans göstermiş bir markaydı. Çıkardığı pek çok model efsane olmuştu. Özellike son çıkan HTC Desire ve Desire HD ile Android’in hedef kitlesini büyütmeyi amaçlıyordu. Öte yandan Google, tercihini Samsung’dan yana kullanmadan önce de Samsung çok büyük ölçekli bir Android modeli çıkarmıştı. Samsung Galaxy S, özelliklerinden çoğuyla Nexus S’e rakip olabilecek bir cihaz. Hem görünüşleri benziyor hem de teknik özellikleri. İki modelin aynı firmadan çıkması ise kardeşi kardeşe kırdırmaktan başka bir şey ifade etmiyor.

    Google yine uyguladığı bu saçma satış ve üretim politikasıyla Nexus S’e de yazık edecek gibi duruyor. Ama eğer Nexus S bir çıkış yakalarsa bunu Samsung’un dünya genelindeki marka bilinirliği sayesinde tutacaktır.

  • Iphone mu Android mi?

    6

    Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir versus yazısıydı bu. Iphone 4′ün ülkemize de kol gibi fiyatlarıyla teşrifinin ardından giderek alevlenen ios vs. android tartışmalarına daha çok altyapı ve sistem geliştirme gözlüğüyle bakıyorum. Tabii bir de pazarlama boyutu var. Bu konuda da haddim olmayarak bir iki cümle etmek isterim.

    Apple’ın Tekel Avantajı

    Apple’ın ürettiği Iphone şu an için ios4 kullanan tek cep telefonu. Bu noktada Apple’ın elinde büyük bir avantaj var. Şöyle ki

    - Uygulama geliştirme

    Tek bir donanım konfigürasyonu üzerinde çalışan işletim sistemine uygulama geliştirmek oldukça kolay. Neticede geliştiriciler uygulamalarını farklı modellerin farklı konfigürasyonlardaki ürünlerine uydurmak zorunda kalmıyorlar. Ortada sadece iphone4 ve iphone3gs var.

    - Reklam, tanıtım

    Alanında tek olması ürünün tanıtımını kolaylaştırıyor. Iphone denince akan sular duruyor. Ama Android platformunu şu anda Motorola, Samsung, Sony Ericsson ve HTC gibi bir çok marka kullanıyor. Üstelik bir cihazda değil, onlarca model var. Böyle olunca her cihaz için yapılan ayrı tanıtım ve lansman kullanıcının altyapıya odaklanmasını engelliyor.

    - Feedback

    Iphone’da meydana gelebilecek bir arıza veya sistemden kaynaklanan bir bug’ın tespit edilmesi daha kolay. Geliştiriciler ya da forumlardaki geek’ler cihazınızın başına gelen belanın donanımdan mı yoksa işletim sisteminden mi olduğunu kolayca anlayabiliyorlar. Bu da çözüm sürecini kısaltıyor. Ancak Android yine cihaz sayısındaki kaos yaratan fazlalık nedeniyle her cihaz için farklı çözüm yolları sunuyor.

    Appstore Market’i Döver mi?

    Bence dövmez. Neticede bu telefonu genel anlamda biraz dokunmatik deneyimi, biraz gps kullanımı, bir parça zerafet, biraz da abuk deneyim (pusula, metal dedektörü vs.) amaçlı satın aldığını varsayarsak, Android Market ile Appstore arasında ciddi bir fark yok. Olsa olsa o abuk deneyimlerde Appstore uygulamaları biraz öne geçer o kadar.

    Hatta Appstore geliştiriciler açısından daha sıkıntılı bir yer. Uygulamanızın Appstore’a -belli bir ücret karşılığı- kayıt olmanız ve uygulamanızın “yüce Apple jürisinin” beğenisinden geçmesi gerekiyor. Android’de ise hazırladığını uygulamayı “.apk” uzantısıyla derledikten sonra istediğini gibi yayınlayabilirsiniz. Kimse size karışmıyor. Neticede özgür yazılım.

    Kimsenin size karışmaması bir parça da güvenlik problemi doğurabilir. Zira son günlerde Android platformunda de virüs diyebileceğimiz zararlı kimi uygulamaların dolaştığı iddiaları dönüyor.

    Android Market’te uygulamaların FREE versiyonları da mevcutken Appstore’a zaten parayı bayılan geliştirici uygulamasını çoğunlukla beleş dağıtmıyor. Ticari zeka ve kurnazlık devreye giriyor.

    Fiyat ?

    Bu konuda yine Android daha avantajlı. Neticede bugün canınız isteyip Android’i kullanmak isteseniz 2. El bir Droid 400 TL’den başlıyor. Fiyat skalası 1500 TL trendine uzayıp oralarda bitiyor. Iphone cephesiyse el yakıyor. En ucuz Iphone -ki o da ios4’ü desteklemiyor- 1000 TL civarı fiyatlara ikinci elde satılıyor.

    İşletim Sistemleri

    Iphone’un kullanımı oldukça kolay. Tek tuşla nasıl bu kadar kolay kullanılıyor diye düşünürken bir anda elinizle bir orkestrayı yönetir gibi menüler arasında gezmeye başlıyorsunuz. (Tıpkı macos’da olduğu gibi)

    Android cephesinde de kullanım benzer ölçülerde kolay. Ancak sanırım altyapıdan gelen bir takım sıkıntılardan dolayı bazen sistem gecikmeli olarak (2-3 sn) tepki verebiliyor . Bu konuda ben işletim sistemini suçlamıyorum.

    Aslen farklı donanımlara göre uyumu bir işletim sistemi olmaya çalışması ve bu denli başarılı olması Android için bir başarı. Apple ise benzer konfigürasyondaki 2-3 cihaz için altyapı hazırlamakta çok zorlanmasa gerek. Belki de bu yüzden işin daha süslü taraflarıyla ilgilenme şansı buluyorlar.

    Aslen mobil dünya da Android’in başına gelen bu durum, PC aleminde Windows’un başına gelmişti. Milyon çeşit donanım türüne uyumlu bir işletim sistemi olamamakla suçlanan Windows’un yerine en fazla ram’i ya da ekran boyutu farklı olan 4-5 Macbook’da stabil çalışan MacOS övülüyordu.

    Sonuç: Parası Olan Alır

    Ben bu karşılaştırmadan bir galip çıkaramadım. İki platformda denktir bence. Hatta bazı noktalarda Android daha üstündür (farklı donanımlara göre uyumu bir işletim sistemi olmaya çalışması). Ama Google, Nexus One Projesini kendi tekelinde tutmayarak tüm markalara Android’i kullanma şansı sunduğu için ortada bir kaos var.

    Şimdi son kullanıcı her marka kendine özgü olarak sistemi kırptığından kimi özelliklere erişmek için ROOT olmak durumunda kalıyor. Yani Android 3-4 yıllık gelecekte yine bir tür Geek Telefonu olamaya mahkum kalacak. Ama telefonu ana özellikleriyle kullanırken tarz yaratmak isteyenler için ucuz bir alternatif olacaktır.

    Iphone ise ilk çıktığı dönemden beri bir tür statü sembolü olarak varlığını sürdürmeye devam eder. Ve kendi kurduğu teknolojik altyapıda yazdığı işletim sisteminin stabil çalışmasının ekmeğini yer. Parası olan da Iphone alır.

    Ancak benim son tahminim Android’in gerekli ilgi gösterilip, platform olarak bütünleşmesi, derlenip toparlanması halinde bu savaştan galip çıkacağıdır.

  • işe yarar android uygulamaları

    0

    mart ayından bu yana g1′ımla android turları atıyorum. ve gördüm ki bugüne kadar kullandığımız cep telefonları tamamen traşmış.google destekli android yepyeni bir mobil deneyimi sunuyor.

    bu deneyimi daha kolay ve eğlenceli hale getirecek temel uygulamalardan oluşan bir liste çıkarmak ve bunu androide merak salan ya da cep telefonunu değiştirmek isteyenlerle paylaşmak iyi olur sanırım.

    Advanced Task Manager : Android multi-tasking olayını biraz abartan bir işletim sistemi. Bazen arka planda 8-9 uygulama birden çalışıp cihazı kastırmaya başlayabiliyor. Bu gibi durumlarda Task Manager programları önemli. Her ne kadar Google mühendisleri bu tip programların waste of time olduğunu söylese de Advanced task manager’la tek tuşta arkaplanda alışan tüm uygulamaları durdurup cillop gibi hızlı bir cihaza kavuşmak mümkün.

    BlueFTP : Android’de Bluetooth üzerinden dosya paylaşımı sağlayacak bir arayüz mevcut değil. bu durumda imdada BlueFTP yetişiyor. Eşleştirme yaptığınız karşı cihaza bir seferde onlarca dosya göndermenize imkan sağlarken karşı cihazın bütün klasörlerini de gezmenize imkan veren ilginç ve biraz da gizliliği ihlal eden bir özelliği var. Benim işimi görmesinin yanında bu paparazzi yönü de hoşuma gitti.

    EStrongs File Explorer : Yine Android’de bulunmayan bir özellik olan memory card ve telefon hafızası içinde dilediğimiz gibi gezme imkanını sunan bir program. Bu temel özellik Symbian’da bile varken androidde neden yok anlamış değilim. Sanırım birtakım gizlilik ve yetkisiz işlemlerden koruma amaçlı olabilir. Yine de saçma geldi. Eğer root olmayı başarabilseydim benim googlejacker‘ı uygulama şansım da olacaktı. Çünkü program sistem dosyalarına kadar gezinme ve eğer root olduysanız düzenleme imkanı sunuyor.

    Facebook For Android : Eh olmazsa olmazımız social media. Facebook’un Android için çıkardığı resmi uygulaması oldukça kullanışlı. Tek eksiği fotoğraf albümlerindeki resimleri indiremiyor oluşumuz. Bunu da browser üzerinden hallediyorum.

    Handcent SMS : Android’de SMS gödnermeyi görsel bir şölene dönüştürmek isteyenler için ideal. Özellikle gelen mesajları ana ekranda hiç tuşa dokunmadan okutma özelliğini kullanıyorum. Bunun haricinde, mesaj diyalogları, elbetteki özelleştirilebilir arayüzü ve sms sesini notofication sesinden ayırma özelliğiyle gönlümde taht kurdu. PC’de format sonrası winamp ne ise Android’de de Handcent SMS odur!

    Nimbuzz : Aynı anda Facebook Chat, Windows Live Messenger, G-Talk ve diğer anlık mesajlaşma hesaplarınıza bağlanmak için ideal bir program. Nimbuz’a ücretsiz kayıt olarak tüm hesaplarınızı ona senkronize ediyor ve mobil dünyada IM olayının keyfine varıyorsunuz.

    Opera Mini : Android’in kendi browser’ı müthiş elbette ama, öenmli olan kişiselleştirilebilir bir browser deneyimi. Eh burada da yiğidin hakkını verelim Opera hem dokunmatik deneyimi hemde bookmarking özellikleriyle ön plana çıkıyor.

    SkyFire : Android’in en büyük eksiği olan flash ve bununla birlikte flash video eksiğini tamamlaması için kullanıyorum. Onun dışında symbianda gayet başarılı olan bu browser Android’de tam bir facia olmuş. Sürekli crash oluyor ama video izlemenin şimdilik tek yolu SkyFire.

    QuickOffice : Tüm MS Office ve OpenOffice dosyalarını açma ve düzenleme için ideal bir program ayrıca PDF dosyalarını da okuma imkanı sunuyor. Başarılı.

    SMSWidget : Okunmamış mesajlarıi cevapsız çağrıları ve e-maillerinizi ana ekrandaki widgetların üzerinde rakam olarak belirten küçük ama kullanışlı bir uygulama. Özellikle simgeleri istediğiniz gibi değiştirmenize imkan sağlaması da hoş bir sürpriz olmuş.

    Twidroid : Android için resmi uygulama çalışmalarında son noktaya bir türlü gelemeyen Twitter ekibine inat severek kullanıyorum bu programı. Keşke retweetleri de mentionlar gibi görebileceğimiz bir menü olsaydı.

    devamı gelecek…

  • t-mobile ci-vanım!

    0

    yılbaşından beri laptopumdan ayrılmaya çalışıyorum. cep telefonumu da satıp belli bir miktar kaynak yarattıktan sonra telefon ve pc’yi birleştirecek bir cihaz arayışına geçtim. nitekim sonunda bir süredir her ürünüyüle (mail, browser, arama) beni cezbeden google’ın telefonu g1 ile tanıştım.

    cihazın birden fazla markası var. ama bilnen adı t-mobile g1. ya da geliştirilme adı olan “htc dream” ile de anabiliriz.

    telefon tamamen google’ın ticaret ve hizmet mantığıyla hazırlanmış. akla gelen her işi yapabilen, tam internet destekli ve senkronizeli bir telefon yapmak istenmiş. ancak öte yandan da son kullanıcıya bir parça uzak olduğunu söylemek gerek. forumları gezmeyi seven ar-ge meraklısı gençlere hitap ediyor.

    tasarım :

    g1′ımın hem dokunmatik ekranı hem de tam fonksiyonlu bir q klavyesi var. bu yönüyle hem iphone freak’lara hem de dokunmatik ekrana eğreti olanlara göz kırpıyor. çok şık bir tilt hareketiyle yatay olarak açılan klavye n97 havası vermiş. ayrıca istenirse aktif edilebilen dokunmatik bir klavyesi de var.

    g1′ın altında bulunan “çıkıntı”, başta itici gelse de hem dikey hem da yatay kullanımda oldukça ergenomik bir his yaratıyor. ana kullanım tuşları bu çıkıntı üzerinde yer almış. 5 adet tuş ve 1 trackball’u var. trackball’un alamet-i farikasını blackberry bold’dan biliyoruz. ama g1′ın trackball’u bold’unkinden biraz daha çıkık ve bu sayede kullanımı daha kolay. ana tuşlar sırayla arama kabul – ana menü’ye dönüş – bir önceki menüye dönüş – arama red tuşları olarak sıralanmış. bunların üstünde bulunan menü tuşuysa o anda kullandığınız uygulamayla ilgili ayarlar listeliyor.

    q klavye oldukça rahat. elinize tam oturuyor ve 1-2 güdne pc hızında yazmaya başlıyorsunuz. klasik copy-paste yapma imkanınız var. bu yönden iphone’a çakmış bulunuyor. ancak aydınlatması yetersiz olmuş. bazı ortamlarda görmek zorlaşıyor. keşke herhangi bir tuşun üzerinde kabartma olsaymış.

    g1′da sadece bir adet çıkış var. bu da eski telefonum x800′ benzer bir eksi yön. şarj, data ve kulaklık çıkışları tek bir mini-usb arayüz üzerinde ve bu da demektir ki bu telefonla aynı anda birden fazla işlem yapamayacaksınız. ayrıca bu portun telefonun alt kısmında hem de tam ortada olması yatay kullanımı tam bir çileye dönüştürüyor. hele de benim gibi tombul elleri olanlara büyük işkence.

    yazılım-donanım :

    linux sanırım pc’de başaramadığını mobil cihazlarda başaracak. android harika! tamamen kişiselleştirilebilir, hızlı ve sağlam. ayrıca cihazın kimi yazılımsal eksiklerinin bir süre sonra giderilebileceğini tahmin edebiliyorsunuz.

    wlan performansı beklenenin üstünde. burada tarayıcısının da etkisi büyük. web sayfalarını normal görünümlerinde takip etmek mümkün. ancak ne yazık ki flash desteği yok. bunun da geliştiriciler tarafından kapatılacak bir açık olmasını umuyorum.

    cihazda klasik masaüstü mantığı daha kişiselleştirilebilir ve daha zengin bir arayüzle sunulmuş. gnome’dan alışık olduğumuz çoklu masaüstü düzeni mevcut. ve masa üstlerine dilediğimiz widget’ları ekleyebiliyoruz. widget’lar ve programlara ise android-market’ta tamamen ücretsiz olarak dağıtılıyor.

    android market uygulamaları oldukça zengin. google dersini iyi çalışmış ve kullanıcının tüm isteklerine cevap verecek uygulamalarla android’i zenginleştirmiş. marketin içinde su terazisinden metal dedektörüne, pusula’ya varana kadar en işe yarayanından en acayibine yüzlerce uygulama mevcut.

    kamerası iyi değil, ve bir kötü sürpriz daha; video kayıt özelliği yok. bunlar yazılım desteğiyle giderilse bile, orijinalın yerini dolduramayacak eksikler.

    diğer detaylar :

    dokunmatik ekran hassasiyeti muazzam. iphone’u bile sollayacak tepki hızları söz konusu. ancak multi-touch yok. bunun yerine trackball’un etkin kullanımı tercih edilmiş. kullandıkça “ulan bu nane olmasa bi halt yapamazdık bu telefonda” diyor insan ister istemez.

    kulaklığı mini-usb kulaklığın verebileceğinin en iyisi ama normalin altında. yakın zamanda bir adet dönüştürücüyle 3,5” kulaklığıma dönmek istiyorum.

    üstüne sayfalarca yazılası, saatlerce kurcalanası bu telefonun bataryası çok az ömürlü uykusuz gece testlerim sonucu 23-24 saat gidebildiğini tespit ettim. ve yıkıldım.

    genel yorumum :

    multimedya özellikleri zayıf, ancak genel kullanımıyla “iş görecek” bir telefon. tam google işi. görsellik zayıf, işlev büyük. laptopdan sizi kolaylıkla koparabilecek bir cihaz. mobilitenin keyfine varın.

    artılar :

    dokunmatik hassasiyeti

    tasarımı

    klavye ergonomisi

    android faktörü

    güçlü işlemcisi

    sistemin ve web tarayıcısının hızlı ve uyumlu çalışması.

    eksileri :

    multimedya kalitesinin düşüklüğü (kamera-kulaklık vd.)

    pil ömrü

    klavye aydınlatmasının zayıflığı