Archive for the ‘Teknolojik’ Category

  • Android Kullanıcılarına Tavsiyeler

    0

    Android gerçekten de son dönem mobil piyasasını derinden sallayan gelişmelerin odağındaki işletim sistemi.Bugüne kadar pazara hakim olduğu inancıyla hareket eden pek çok firmayı kendini revize etmeye iten bir etkisi oldu. Android cihaz sahiplerinin bu başarılı sistemin nimetlerinden faydalanmaları için daha önce de yazmış olduğum yazıları toparlayan genel bir öneriler listesi yapmayı uygun buldum.

    • Cihazınızı ROOT edin ve Custom Rom yükleyin. Bu kesinlikle yapın diye zorladığım bir işlem değil ancak geliştiricilerin ortaya çıkardığı ürünlerle cihazınızı daha etkin kullanma imkanınız var. Ben bu ROM ve Kernel çalışmaları sayesinde 1GHz işlemcili telefonumu 1.9 GHz’e kadar overclock etme imkanı buldum. Bir Android kullanıcısı için bu konularda en temel kaynak xda-dev forumlarıdır.
    • ROOT etmek konusunda çekinceleriniz varsa telefonunuzu orijinal haliyle de kullanabilirsiniz. Android orijinal haliyle size yeterli kullanıcı deneyimini sunacak bir mobil işletim sistemidir.
    • Batarya ömrünü uzatmak için öneriler. İlk olarak telefonunuzu sürekli şarjda tutmayın. haftada bir hatta iki defa pilin tamamen boşalmasını sağlayın. Tamamen boşaldığında ise şarja takıp tamamen doldurun yarı doluyken çıkarmayın. Android Market‘ten bir Task Killer uygulaması yükleyerek arka planda çalışan uygulamaları belli aralıklarla kapatacak şekilde zamanlayın.
    • Task Killer uygulamaları cihaz performansını artırmak için değil batarya ömrünü uzatmak içindir. Cihazınızın performansını sadece Custom ROM ve Kernel’ler artırabilir.
    • Muhakkak rehberinizi Google hesabınıza bağlayın. Türkiye’de satılan çoğu Android Telefonu’nda rehber ayarlamaları SIM kart üzerinden okunacak biçimde yapılmış durumda. Ancak yeni eklenen kişiler telefonj hafızasına kaydediliyor ve bu da rehberinizi çorbaya dönüştürüyor. Bu yüzden Rehberinizi Google hesabınızla ilişkilendirin ve yedekleyin. Bu olası kayıp-çalıntı durumlarında rehberinizi koruyacağı gibi Rehber yönetiminizi her yerden PC aracılığıyla yapma gibi ekstra bir kolaylık da sağlayacaktır.
    • Hesaplı bir mobil internet paketi satın alın. Çünkü kullandığınız bir internet telefonu.
    • Naçizane şu ( 1 - 2 ) yazılarda vermiş olduğum işe yarar android uygulamalarını ya da ekşisözlük’teki benzer başlığı inceleyerek telefonunuzu verimli kullanma konusunda mesafe kat edebilirsiniz. Arada Market’te turlayarak programlara göz gezdirmenizi de öneririm.

    Android kullananlara, yeni başlayanlara ve cihazından daha fazla verim almak isteyenlere özel bir yazı hazırlıyorum. Umarım faydalı olmuşumdur.

  • sen çok yanlış gelmişsin sözlükçü kardeşim…

    0

    ekşisözlük’te son bir-iki haftadır yaşananları ilgiyle takip ediyorum. kısa özet geçeyim. bazı sözlük yazarları hakkında; bir din simsarı tarafından entrylerinde Allah ve Hz. Muhammed’e eleştiri ve hakaret içerdiği kanısıyla suç duyurusunda bulunulmuş ve bu yazarlar ifadeye çağrılmıştı.  Bu olaylar yaşanırken ekşisözlük avukatı ve şirket ortağı kanzuk nick’li yazar zehir zemberek tabir edebileceğim bir açıklama yaparak açıkça “başınızın çaresine bakın. Size avukatlık hizmeti vermemiz söz konusu değil.” dedi.

    http://bit.ly/myjffA

    Daha sonra bu hafta içinde sözlük’ün “şirketlere açılacağı” bu proje kapsamında ekşi şeyler ltd. şti. içinde kurulacak sosyal medya şirketinin (social iq), firmalara sosyal medya danışmanlığı hizmeti vereceği haberi basına yansıdı. Habere göre social iq’nun vereceği danışmanlık hizmetinin içine sözlük de bir şekilde dahil olacak, firmaların bir sözlük hesabı ve sözlük sayfası açılacak. Bu sayede firmalar kendileri hakkında sözlük’te yazılan olumsuz yorumlara müdahale edebilecekler.

    http://bit.ly/iRMtfp

    Bütün tartışma aslında buradan sonra çıktı. Sözlükçüler sözlük’ün bilinen ya da öyle olduğu iddia edilen “anti” duruşuna zarar vereceğini iddia ettikleri bu gelişmeyi kıyasıya eleştirmeye başladılar. Aslında bu olayın bu denli eleştirilmesine neden olan geçen hafta yaşanan savcılık olayıydı. Orada biriken öfkenin üstüne bir de ekşi sözlüğün sahiplerini (ssg+kanzuk) bu işten para kazanacakları (ekşisözlük ve ekşi şeyler ltd. şti.) gerçeğini biraz daha perde önüne getirmeleri yazarları sinirlendirmişti.

    Beni asıl şaşırtan/güldüren ise ekşisözlük’ün bir tür komunizm-anarşizm ütopyası ne bileyim sevgi hezeyanı seks treni vs. olduğunu düşünen yazarlardır.

    Hayır ne bekleniyordu yani? Ekşisözlük çok kapitalizm karşıtı bir şirket olsa (ki şirket kavramı kapitalizme nasıl karşı olacak?) fanta, turkcell, arçelik, efes gibi markaların reklamını neden alsın? Neden reklamlarla ayakta kalmaya çalışsın. Hosting’e domain’e server giderlerine vs. cayır cayır para yakarken nasıl anti-kapitalist bir tutum sergilesin?

    Ekşisözlük’ü bir arkadaş kulübü, makara alemi olarak görmenin mantığını çözemiyorum. Evet sözlük ilk açıldığında tıpkı Zuckerberg’in Facebook’u gibi arkadaşlar arasında kullanılıyordu. Daha sonra yılklar içinde gelişerek bugünkü komplike yapıya ulaşıldı. Bu mantıkla çaylaklarla birlikte ssg’nin 10000 (yüzbin) arkadaşı var demektir. Neyin kafasıdır bu?

    Şunu bir kenara yazın. Hiçbiriniz, (ben de bir yazar olduğuma göre) hiçbirimiz, ssg’nin arkadaşı ahbabı vesaire değiliz. Ekşisözlük de ssg’nin dükkanı değil. Gütmesi gereken ticari(ortaklarına dair) ve hukuki(devlet organları ve üçüncü şahıslar karşısında) kaygıları var. Ekşisözlük kaybeden kulübü değil, dört başı mamur bir şirket.

    Eğer sözlük’te o kadar samimi bir ortam olsaydı, zaten kanzuk’a çemkirmeye gerek kalmaz sözlük’ün 50000 yazarından sadece avukatlığı mesleğini icra edenler 50-100 tanesi birleşir ve mağdur durumdaki yazarlara hukuksal destek sağlardı. Hem 3 kat izin verilen binaya kaçak dördüncü katı çık, sonra depremde yıkılınca devlet buna bişey yapsın.

    Hepsiburada.com’a sitede satılmak üzere müzik seti temin eden kişi ya da kurumun elindeki müzik setlerinde TRT bandrolü bulunmuyor diye polis baskını yiyince hepsiburada ona hukuki destek vermek zorunda mı?(ben de karşıyım elektronik alette TRT’ye vergi ödenmesine ama yasa böyle)  E ne de olsa hepsiburada o kişi/kurumun temin ettiği müzik setinin satışıyla (ekşisözlük’te girdiğiniz entrynin yayınlanması) ile ayakta kalmıyor mu?

    Sözlük’e girilir entry yazılır sandalyeden düşülür ve olay biter. Bu yapılırken de hukuk kurallarına uymak zorundayız. Kanzuk’un da dediği gibi ekşisözlük facebook gibi paylaşım sitelerinden farklı değildir. Frmtr.com’dan da farklı değildir. Ha farklıdır tabi frmtr bir grup genç girişimci’nin kayıtdışı girişimidir. ekşisözlük ise ekşi şeyler ltd. şti.’nin devlet kayıtlarına girmiş bir oluşumudur. Ticaret, Borçlar, Medeni ve Ceza Kanunları’an tabii bir şirket. Hala ntvmsnbc’de haber spotunda “ekşisözlük forumu” yazılınca duman çıkarmaya devam edin tabi siz. Kraldan çok kralcı olmak bedava çünkü.

    Ha ekşisözlük’e tepkili misin? Alternatif ortamlar var. itusözlük, uludağsözlük, hatta inci sözlük var. Onların da böyle durumlarda farklı bir uygulamaya gideceğini zannetmiyorum ya neyse. Devleti karşına alıp (sansür karşıtı eylemler) protesto eylemleri düzenliyorsun; ssg, kanzuk gibi medya patronlarına “Bize yardım edin. Biz sadece siz para kazanın diye mi entry girdik?” diye ağlıyorsun. Büyük komedi.

    sözlük’ü çok yanlış yorumlamışsın, başlıkta dediğim gibi “sen çok yanlış gelmişsin sözlükçü kardeşim…”

    Velhasıl bugün sözlük’te yaşananların sorumlusu ssg ve ya kanzuk değil. Hiçbir zaman yazarlara bir garanti vermedikleri için patron olmanın verdiği sorumluluğun gereğini yaptılar. Şirketlerinin kar marjını ve itibarını korudular. (devamlı şirket diyorum kafanıza girsin diye bak.) Benden de sözlükçülere tavsiye, siz de kendi itibarınızı/onurunuzu koruyun.

  • işe yarar android uygulamaları – 2

    0

    bu başlıkla yayınladığım ilk yazıda android henüz 1.6 ve 2.1 sürümlerini yeni yayınlamış ve kendini belli markalar altında piyasaya kanıtlama evresinde olan bir mobil işletim sistemiydi. şu anda onlarca farklı model ve donanım skalası üzerinde gelişen ve mobil teknolojinin gelişimine öncülük eden bir işletim sistemi oldu. bu yüzden hem gelişen teknolojinin hem de değişen ihtiyaçların ılığında yeni bir işe yarar android uygulamaları lisetesi yapmanın zamanının geldiğine karar verdim.

    Market Enabler: Google’ın Android Market üzerinde yaptığı çalışmalar sırasında bazen en hayati uygulamalara erişmek mümkün olmayabiliyor. İşte bu durumlarda Market Enabler ile telefonumuzu Avrupalı bir operatörün sinyalini alıyormuş gibi gösteren uygulama bu sayede ülke bazlı sınırlamaları ortadan kaldırıyor. Ben özellikle burada önerdiğim uygulamalara markette rahat erişebilmeniz için öncelikle Market Enabler’ı kurmanızı öneririm.

    Barcode Scanner: İnternette yayınlanan bazı mobil uygulama ve linkler mobil cihazlara kolayca aktarılabilmesi için barkodlu olarak verilir. bu barkodları kameranızla okuttuğunuzda karşınıza download linki ya da ilgili site çıkar. İşte Barcode Scanner bu işi halletmek üzere hazırlanmış.

    Docs: Google Docs kullananları sevindirecek bir uygulama.

    Google Docs ile hazırladığınız metin belgeleri tablolar ve sunumlar aynı anda telefonunuza yüklenmiş oluyor. Böylece taşınabilirlik ve veri güvenliği de artıyor.

    Dropbox: Bilenler bilir Dropbox, bir bulut bilişim örneğidir. Size dosyalarınızı depolamanız için internet üzerinde ücretsiz olarak 2GB’lık bir alan sunar ve bu alana ister bilgisayarınıza kurduğunuz uygulamasından isterseniz web arayüzü üzerinden erişebilmenizi sağlar. USB Bellekleri tarihe karıştırma iddiası olan uygulamanın Android versiyonu da telefonunuzu özellikle fotoğraf, belge aktarımı gibi küçük işlerde USB bağlantısıyla uğraşmaktan kurtarıyor.

    Cardio Traner: Spor yapanları ve kilo vermeye çalışanları ilgilendiren bir uygulama. Telefonunuzun GPS alıcısını kullanarak katettiğiniz mesafeyi ölçen, kameranın alıcısıyla tansiyon ve nabzınızı kontrol eden, size zamanlanmış eğitim programları hazırlayan harikulade bir program

    fS: Sosyal medyanın yeni nimetlerinden olan soru sorma ağı formspring‘in gayrıresmi Android uygulaması. Son güncelleştirmelerle arayüz Twitter ve Facebook uygulamasıyla yarışacak düzeyde profesyonelleştirilmiş.

    Friendroid: Facebook tarafından satın alındıktan sonra kapatılması gündeme gelen Friendfeed için yazılmış bir uygulama. Uygulamayı çalıştırmanız için bir Friendfeed hesabınıza girip bir remote key tanımlamanız gerekiyor. Uygulamanın arayüzü kötü olsa da “hiç yoktan iyi” dedirtiyor.

    Ringdroid: Uzuuun şarkıların sadece nakarat kısmını zil sesi yapmak istiyorsanız Ringdroid işinizi görecek. Çok kolay bir arayüzü var ve verdiği sonuçlar tatmin edici.

    Quick Boot: ROOT edilmiş Android cihazlarını kolayca Recovery, Bootlader modlarına geçirmek için tasarlanmış bir uygulama. Biraz daha işin gelştirme yönüne bakanlara hitap ediyor.

    Applanet: Android Market’te bulunan ücretli uygulamaları kaçak olarak indirebileceğiniz biraz illegal kokular saçan ama çok cazip bir uygulama. Tabii ki uygulama markette yok! :) Uygulamayı indirmek için cep telefonunuzdan web sitesine girmeniz yeterli. Ancak aralıklarla siteyi pc üzerinden ziyaret edip Applanet’in online olup olmadığını kontrol edin zira uygulamayı geliştiren kişinin, sitenin ve kaçak uygulamaların yüklü olduğu server’ların sürekli ddos saldırısı altında olduğuna dair iddiaları var.

    Tüm uygulamalara (APPlanet hariç) Android Market üzerinden ulaşabilirsiniz.

  • Hız Canavarı Tutkulu HaTiCe

    0

    İlk göz ağrım T-Mobile G1’ımla yaşadığımı uzun ve fırtınalı ilişkinin sonlarına doğru yeni sevdalım, yeni delalım arayışlarına girmiştim. Bu süreçte Android piyasasında rakipsiz olarak gördüğüm HTC’den şaşmadan Desire Z, Desire ve Desire HD arasındaki uzun karşılaştırmalarım sonunda  Desire HD’de karar kıldım.

    Ben alana kadar kısmen de olsa eskiyen bir cihaz Desire HD. HTC bu hız canavarının ardından bildiğim 2 model daha çıkardı piyasaya. Ancak özellikle geliştiricilerin yazdıkları özel kerneller sayesinde halen Desire HD’nin hızına dur durak verilemiyor. En son 1 GHz olan işlemciyi overclock ile 1.8 GHz’ye yükselttiklerini görmüştüm. Bu her ne kadar cihazı brick etmeye varacak derecede riskli bir işlem olsa da elde edilen rakam muazzam.

    Tasarım: Dokunmatik ekranlı telefonlarda alıştığımız, pek karakteristik olmamakla birlikte çok kalantor-karizmatik bir duruşa sahip bir dış tasarım var. Girdiği her ortamda dikkati çeken bir yapısı var. Ölçüleri ve ağırlığı bakımından rakiplerine göre “iri” bir telefon. Bilhassa Iphone 4 yanında oyuncak gibi kalıyor. Cihazda 4.3 inç Amoled Ekran mevcut. Desire HD’nin ilk üretilen modellerinde kapasitif LCD’ler kullanılmış, daha sonra Samsungun geliştirdiği bu Amoled ekranlarla kullanım daha keyifli bir hale getirilmiş.

    Özellikle yoğun ışık alan ortamlarda ekranın okunabilirliği artmış. Ekran büyüklüğü ise apayrı bir cazibe faktörü. Aldığımdan beri dizi bölümlerimi HD’den izliyorum. Ekranın altında bulunan, Android’in meşhur ayar tuşları dokunmatik şekilde dizayn edilmiş. Bu sayede telefonun ön yüzünde yekpare bir görüntü oluşuyor.

    Fiziksel olarak sadece üç tuşu var. Ses açma – kısma ve üst tarafta bulunan Switch OFF tuşu. Bu tuş ile hem telefonu kapatıp açıyoruz hem de ekranı kilitliyoruz. Burada şuna değinmek istiyorum, keşke bu tuş sol tarafta değil sağda olsaymış. Kullanım sırasında (kilidi açıp kapatmaya çalışırken) bunun sıkıntısını çok yaşadım.

    Cihazın alt kısmında en sevdiğim yönü olan 3,5 mm ses çıkışı ve şarj-USB çıkışı bulunuyor. Şarj bağlantı noktası tahminimin aksine mini-USB şeklinde değil micro-USB şeklinde tasarlanmış. (resimde sağdaki micro, soldaki miniUSB) Bu da elimdeki ona yakın mini USB kabloyu işe yaramaz hale getirdi ne yazıkki. Forumlardan anladığım kadarıyla micro USB telefonun donanımına daha uyumlu imiş. Bir de şarj dolma süresini daha hızlandırdığını yazanlar da var.

    Yazılım – Donanım: Yazının başlığında da belirttiğim gibi telefon tam bir hız canavarı. Özellikle geliştiricilerin hazırladığı romlar ile hız daha da artıyor. Ben telefonu aldığımda çoktan root edilmiş ve Android Revolution HD 2.0 yüklenmişti. Bana sadece Rom ve Radio sürümünü güncellemek kaldı. Bu işlemleri de yaptıktan sonra telefonun performansı büyük ölçüde arttı (maşşallah).

    Android Revolution HD Desire HD için yazılmış Romlar arasında en çok tutulan sürüm imiş. Bunu xda forumlarından anlıyoruz. Cihazın 1,5 dahili belleği, 768 MB Rami ve 1Ghz işlemcisi bulunuyor. Bunlar lokal değerler olarak gayet yeterli. Ayrıca telefonun yanında verilen 8 GB microSD hafıza kartı da kullanıcı verilerinin depolanması için tatmin edici. Ayrıca isteyen uzman kullanıcılar hafıza kartından yer ayırarak lokal hafızayı 4 GB’a kadar arttırıyorlar.

    HTC’nin özel arayüzü Sense tek kelimeyle muhteşem. HTC’nin özel widgetları ve temalarıyla her şey olması gereken yerde ve çok şık. Telefonu bir senfoniyi yönetir edayla başarıyla yönlendiriyorsunuz. Aslında Desire HD’nin tasarımında Android’den ziyade HTC ağırlığının olduğunu söylerken arayüzü de işin içine kattığımı söylemem gerek. Telefon bir Android telefonu değil, Android altyapısı kullanan HTC telefonu olmuş Sense ile.

    Dokunmatik klavyeye tedirgin yaklaşmama rağmen hem ekran büyüklüğü hem de Sense klavyesinin büyük tuşları bu korkumu da bir kenara atmamı sağladı. Ayrıca klavye ayarlarından T9 Sms klavyesine dönüştürülebiliyor.

    Multimedya yönüne gelirsek; 8 MegaPiksel HD video çekim özelliği olan şahane bir kameramız var. Gece çekimleri için dahili Led Flaş ile çok verimli sonuçlar alıyoruz. Normal video çekimleri başarılı olmakla birlikte HD çekimlerde takılmalar olabiliyor. Bunun bir güncellemeyle çözülebileceği kanaatindeyim. Kuvvetli işlemcisi ve RAM’i sayesinde HD filmleri takılmadan izleyebiliyoruz. 3,5 mm kulaklık çıkışını destekleyen Surround Ses çıkışı özelliğiyle müzik dinlemek apayrı bir keyfe dönüşüyor. Uzun zamandır kullandığım Sony mp3 playerıma bir süre izin verdim kırda bayırda koşuyor şimdilik kendisi.

    Genel Yorumum: HTC Desire HD, özellikle daha eski bir Droid’den gelen kullanıcılar için çölde bir vaha etkisi yapıyor. Akıllı telefon piyasasında şu zaman dilimi için görüp görebileceğiniz en iyi telefonlardan biri. Hatta Iphone 4’ten daha iyi. Bunun garantisini veriyorum.

    Artıları: Gelişmiş multimedya özellikleri RAM ve İşlemci Gücü Fonksiyon tuşlarının dokunmatik olması ve genel tasarım HTC Sense arayüzü daha da gider bu…

    Eksileri : Kapatma tuşunun parmağa uzak kalması HD video çekiminde yaşanan takılmalar Not: Tutkulu HaTiCe deyimi, HTC Desire’ın çevirisinden çıkmış bir geyik. Gerçek kişi ve kurumlarla ilgilisi yoktur. Haticelerin ve yavuklularının bilgisine :)

  • HTC Dream için FroyoForTrout

    4

    Android yolculuğumda yeni adımlar atmaya devam ediyorum. Uzun zamandır CyanogenMOD ile ite kaka çalışan telefonuma daha stabil, crash olmayan ve en önemlisi hızlı bir ROM arayışına girdim. Bu sırada tıpkı cyanogen gibi bir grup geliştiricinin üzerinde çalıştığı Froyo for Trout projesini buldum.

    Proje özetle Dream’le aynı dönem çıkarılan MyTouch3G’ler için resmen dağıtılan Froyo ve Eclair ROM’ları üzerinde oynayarak onları Dream’e uyarlıyor. İşin gerçeği bu tarz çalışmalara daha önce rastlamıştım. Ancak onlar telefonu MyTouch3G olarak görüyorlardı. Yani işin aslı başka bir cihaza ait ROM’U DreaM’e uygulamış oluyorduk.

    Froyo4Trout gerçekten başarılı. En önemlisi telefonunuzu doğru biçimde tanıyor ve özelliklerine tam erişim sağlıyor. Benim özellikle beğendiğim bir yönü de bazı opsiyonel sistem uygulamalarını kaldırma imkanı sunması. Örneğin Amazon MP3, Navigasyon, Street View hatta Gmail gibi temel uygulamaları kaldırabiliyorsunuz. Bu da size lokal hafızayı arttırma imkanı sunuyor.

    Froyo for Trout’un xdadevelopers forumundaki güncel başlığına buradan erişebilir ve daha önceki HTC Dream ROOT islemi ve Cyanogen MOD makalemdeki yolu izleyerek telefonunuza kurabilirsiniz.

  • Meclisteki Partilerin İnternet Medyası Sınavı

    0

    Şu artık su götürmez bir gerçek: İnternet artık konvansiyonel medya olarak adlandırılan TV-Gazete-Radyo üçgeninin dışında yeni bir mecra oluşturdu. Bu yeni ortam da artık önemsenmesi gereken bir tepki mekanizması ve baskı grubu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde planlanan ve gerçek hayatta meydanlarda gerçekleştirilen eylemler internet medyasının artık ciddiye alınması gereken bir olguya dönüştüğünün kanıtı. Gitgide güncel siyasete de etki etmeye başlayan internet medyasına karşı siyasetin merkezinde bulunan siyasi partilerin duruşu ne durumda peki? Bu temel soru altında TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin internet medyasına karşı duruşları ve genel olarak internetteki varlıklarını kısaca araştırarak bir değerlendirmeye vardım. 

    AK Parti

    Her ne kadar başbakan tezek kokusunu twitter’a tercih etmiş olsa da partinin pek çok önde gelen ismi sosyal medyayla haşır neşir durumda. Suat Kılıç, Egemen Bağış, Melih Gökçek gibi flaş isimlerin yanı sıra -aynı gelenekten gelmesini de hesaba katarsak- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de twitter kullanıyor. Ancak Gül’ün hesabı danışmanları tarafından güncellenirken milletvekillerinin kendi yazdıkları ve sorulara yanıt verdikleri, güncel konulara yorum yaptıkları görülüyor.

    Partinin resmi web sitesi en son 2007 seçimleri sonrası güncellendi. Bu yazıyı hazırlarken sanırım bir altyapı problemi nedeniyle siteye erişilemiyordu. Sitede parti içi yapılar (Sosyal Hizmetler, Kadın Kolları vs.) ve bu yapılardan sorumlu milletvekillerinin kim olduğu anlaşılır biçimde belirtilen bir tasarım uygulanmış. Daha çok haber verme amacı taşıyan bir yapı söz konusu. Ağırlıklı olarak mavi ve turuncu rengin hakim olduğu görülüyor. Bunlar da zaten partinin kurumsal kimliğinde bulunan renkler. Ancak sitenin menüleri oldukça kalabalık ve ergonomiden uzak. Belki ilk dönemlerde daha sade olan menü barları hükümetler ve görevler arttıkça zenginleşmiş ve karmaşıklaşmış.

    Partinin resmi bir Facebook, friendfeed ve twitter hesabı bulunmuyor.

    www.akparti.org.tr

    BDP

    Sanırım internet üzerinde en cılız hareket eden parti Barış ve Demokrasi Partisi. Sitesi parti kurulduğunda uygulanan ilk tasarımıyla yayın yapıyor. Sarı ve Yeşil renkler hakim. Anasayfa’da öncelikle “meclis önergelerimiz” başlığı dikkat çekiyor. Belli ki partinin taraftarları ve takipçilerine mecliste bir çalışma ve gayret içinde olduklarına dair mesaj verme kaygısı bulunuyor. Genel anlamda olmuş olması için yapılmış bir site imajı veriyor. Zayıf.

    Partinin resmi bir Facebook, friendfeed ve twitter hesabı bulunmuyor.

    www.bdp.org.tr 

    CHP

    Son günlerde internet ve sosyal medya üzerinde atağa kalkan ilk parti Cumhuriyet Halk Partisi oldu. Özellikle genel başkan Kılıçdaroğlu’nun twitter hesabından verdiği mesajlar haber bültenlerinin gündemini meşgul etti. Onun yanı sıra partinin dikkat çeken isimlerinden Muharrem İnce’nin de twitter hesabı bulunuyor. Başkan’ın hesabı danışmanlarınca güncellenirken İnce hesabına kendi giriş yapıyor. Kılıçdaroğlu’nun twitter’dan başka bir de “Sakin Güç” adlı bir Facebook sayfası da var.

    CHP, Kılıçdaroğlu’nun başikanlığa oturmasıyla interneti önemli gördüğünü açıklamıştı. Bunun bir emaresi olarak web sitelerini yenilediler. Eski web sitenin tarayıcılar arası uyumsuzlukları, ağır kalan altyapısı ve karmaşık tasarımı yerine, sade ve etkin bir web sayfası hazırlanmış. Hakim renk olarak Avrupa’da sol partilerinin de kullandığı gökyüzü mavisi kullanılmış. Genel anlamda başkan eksenli bir grafik tasarım uygulamasının olduğunu söylemek gerek. Anasayfa’da genel başkanın bir posteri hemen altında manşet modülünde başkanın açıklamalarından derlenen haberler, onun da altında başkanın twitter hesabından geçilen son mesajlar bulunuyor. Bunun da altında başkanın özgeçmişi ve meclis konuşma metinlerinin yer aldığı bir modül daha var. Kısaca sitenin Kılıçdaroğlu’nun kişisel web sitesi haline geldiğini söylesem abartmış olmam sanırım.

    Öte yandan sitede bulunan Biz Kimiz? Fikrinizi Söyleyin ve Takıma Katılın gibi butonlar Avrupalı sosyal demokratların çalışmalarının iyi hatim edildiğinin bir göstergesi. Bu çalışamnın altında Emrehan Halıcı imzası olduğuna bahse varım.

    Partinin “Sakin Güç” resmi bir Facebook sayfası mevcut.

    www.chp.org.tr www.facebook.com/sakingucuz www.twitter.com/kilicdarogluk

    MHP

    Milliyetçi Hareket Partisi de sosyal medyaya yeni yeni adımlar atan partilerden. Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin danışmanları tarafından güncellenen bir twitter hesabı var. Ayrıca partinin resmi web sitesinin yanı sıra bir de resmi video paylaşım portalı var. Şu anda resmi web sitesinde kullanılan tasarım bir önceki tasarım üzerinde yapılan 1-2 düzenlemeyle elde edilmiş. Sayfanın düzeni nedense insanda sık güncellenmeyen bir siteymiş havası yaratıyor. Tasarımcı da bunu sezmiş olmalı ki pek hareketli bir manşet modülü koyarak durumu kurtarmaya çalışmış.

    Partinin resmi bir Facebook, friendfeed ve twitter hesabı bulunmuyor.

    www.mhp.org.tr www.mhptv.org.tr www.twitter.com/dbdevletbahceli

    Genel olarak milletvekillerinin kişisel sayfaları bir yana bırakılırsa partilerimizin intenet medyasına pek de ilgili olmadıkları, sanal alem üzerinde bir kurumsal kimlik inşa etmeye niyetli olmadıkları seziliyor. Pek çoğunun resmi bir twitter ve Facebook hesabının bulunmaması sanal dünyayı lakayt bulduklarına bir kanıt olabilir. Şunu da belirtmeli ki MHP ve CHP ağır aksak da olsa bu alanda bir takım çalışmalar içinde bulunuyorlar. Tabi bu araştırmaya mecliste grubu bulunmayan partilerin dahil edilmediğini de belirmem gerek. Belki bir gün de onların çalışmalarını içeren bir değerlendirme yaparım.

    not: partilerin adları alfabetik olarak sıralandı.
  • Google ve aptal Nexus politikası

    0

    Google Android işletim sistemini dünyaya tanıtan şirket olarak yeni nesil mobil pazara yeni bir soluk getirdi. Özellikle geliştirilen sistemin açık kaynak kodlu olması ve Apple’ın gözdesi Iphone’a oranla daha uygun fiyata denk -hatta yer yer daha önde- cihazlar sunması Android’i öne çıkardı.

    Ancak görünen o ki Android’i çıkaran da batıran da Google olacak. Hem de saçma üretim ve pazarlama politikaları yüzünden. Peşinen kabul ediyorum. Apple, Iphone’la mobil piyasada yeni bir kulvar açtı. Tam dokunmatik ekranlı cihazlar savaşını başlatan ve bu alanda öncü olan Apple bu kategorinin doğmasının temel sebebidir.

    Özellikle HTC’nin eğildiği Android’in yeni meraklısı Koreli şirket Samsung oldu. Kendi geliştirdiği BADA platformunun Android’in pastadan aldığı büyük payla o kadar da uzun ömürlü olmayacağını anlayan firma Google’la dirsek temasına girdi ve sonunda Google’ın ikinci resmi telefonu Nexus S’in üreticisi ve satıcısı olma hakkını elde etti. Bu durum Google ve HTC’nin yollarını ayırdığını gösteriyor.

    Google Nexus One’ın satışı konusunda eli sıkı davrandığı için bu cihaz beklenen büyük çıkışı yapamadı. Sürekli değişen satış politikası (kontratlı-kontratsız, sim kilitli-kilitsiz satışlar) kullanıcıların kafasını karıştırdı ve cihaz güme gitti. Daha sonra işi pişkinliğe vuran şirket tutup düşük satışlardan HTC’yi sorumlu tuttu. İkinci telefonları olan Nexus S’in üretimi ve pazarlanmasında Samsung’la anlaştı. Bir süre sonra Samsung ise yaptığı bir açıklamayla Google’ı şok etti. Firma 2011 projeskiyojnlarında Windows Phone 7’ye ağırlık vereceğini Android’in geleceğini parlak görmediğini açıkladı. Belki de uzun vadede kendi platformları olan BADA’ya kulvar açmak için yaptıkları bu hamleyle Google’a iyi bir ders vermiş oldular.

    Yine de ben bu ayrılığa üzüldüm ne yalan söyleyeyim. HTC Android’in bugünlere gelmesinde çok büyük performans göstermiş bir markaydı. Çıkardığı pek çok model efsane olmuştu. Özellike son çıkan HTC Desire ve Desire HD ile Android’in hedef kitlesini büyütmeyi amaçlıyordu. Öte yandan Google, tercihini Samsung’dan yana kullanmadan önce de Samsung çok büyük ölçekli bir Android modeli çıkarmıştı. Samsung Galaxy S, özelliklerinden çoğuyla Nexus S’e rakip olabilecek bir cihaz. Hem görünüşleri benziyor hem de teknik özellikleri. İki modelin aynı firmadan çıkması ise kardeşi kardeşe kırdırmaktan başka bir şey ifade etmiyor.

    Google yine uyguladığı bu saçma satış ve üretim politikasıyla Nexus S’e de yazık edecek gibi duruyor. Ama eğer Nexus S bir çıkış yakalarsa bunu Samsung’un dünya genelindeki marka bilinirliği sayesinde tutacaktır.

  • twitter çıktı mertlik bozuldu

    2

    Sosyal medya’nın yeni araçları giderek eskilerin üstüne mum dikip selasını okuyor gibi. Özellikle micro-blog servislerinin asıl blogları öldürdüğü kanaatindeyim.

    Micro-blog’lar twitter, tumblr ve friendfeed gibi sitelerin içinde bulunduğu yeni bir kategori olarak tanımlanabilir. Bunlar içinde özellikle twitter’ın önemini anlatmaya sanırım gerek yok. Ben kendi penceremden twitter’ın benim için ne ifade ettiğinden girerek genel bir tablo çizmeye çalışacağım.

    Twitter benim en çok ihtiyacım olan bir şeyi karşıladı. Kısa cümlelerle kendimi anında ifade edebilmek ve bunu -kısıtlı- bir takipçi kitlesiyle paylaşmak. Özellikle tanımadığınız takipçilerinize hitap etme duygusu yazdıklarınızda bir rahatlık veriyor. Bu nedenle twitter’da Facebook’a nazaran daha rahat davranıyorum ve içimden geldiği gibi yazabiliyorum.

    Yazmayı kamçılamasının yanında micro-blogların en büyük handikapı yaratıcılığı sömürmesi. 140 karaktere sıkıştırdığım düşünce balonları internet havuzunda kaybolurken düşünceleri daha etkili ifade edebileceğim yazıları yazmayı hep sonraya erteliyorum.Eskiden sayfalarca teknoloji ve siyaset yazısı yazabilirken şimdi 2-3 twittle olayı geçiştiriyor olmamı üşengeçlik olarak görüyorum.

    Evet sosyal medya ve micro-blog konsepti eskiye oranla çok farklı kitlelere ulaşma imkanı sağlıyor. Ama kişiliğin ve yorumun etkin ifade edilemediği, herkesin belli kalıplar çerçevesinde yazdığı tektipleşmeye aday yığınlar olarak ilerliyor.

    Ben özellikle Android’de yaşanan değişimi (Google’ın HTC’den Samsung’a geçişi) ve Wikileaks olayını yorumlamak isterdim ama gerek günlük tempom gerekse de az önce de bahsettiğim sosyal medya’nın verdiği tembellik hissiyle bu olayları es geçtim.

    Yeni sosyal medya sadece eski araçları imha etmekle kalmadı bence bir dönem mizah dergilerinin üstlendiği görevi de devraldı. Mizah ve Taşlama’nın en ilginç eserleri artık twitter’da veriliyor. Kullanıcılar da bilgiye bu denli kolay ve ucuz ulaşmanın keyfini çıkarıyorlar.

    Yazının başından beri tam adını koyamadığım bu yeni oluşum gitgide geleneksel medyayı tamaiyle kuşata dursun ben de uzun süredir yazmadığım yazılarıma ve ödevlerime eğilmeye başlasam iyi olacak. ha bu arada twitter adresim twitter.com/onurtrklmz :)

  • ChickHEN-R2 ve Gen-C

    0

    Pc ile oyun oynama huyumdan beni vazgeçiren sony psp sayesinde bir süredir hayattan koptum. Devamlı olarak araba yarıştırıyor, şampiyonlar ligi maçları yapıyor, nba’da fink atıyorum. Ama cihazı çalışır duruma getirmek için göbeğim çatladı. En başta Türk PSP kaynaklarının oldukça karmaşık olması ve terimlere boğulmuş kırık linklerle dolu paylaşımlar yapmaları beni yoran faktördü. Ardından ise bir sitede anlatılan yöntemin diğer sitedekini tutmaması. Hack versiyonlarının uygun düşmemesi de etkili oldu. Sonunda derli toplu bir Türkçe kaynak hazırlamak istedim.

    PSP’de internetten indirdiğiniz .iso uzantılı oyunları normal olarak oynamanız mümkün değil. Sistem sadece UMD’lere izin veriyor. Bu engeli aşmak için küçük bir patch işlemi yapmanız gerekiyor. İşleme başkamadan önce indirmeniz gereken iki dosya var.

    ChickHEN-R2

    GEN-C

    I. ChickHEN-R2 Kurulumu

    Chickhen_r2 bir versiyon güncellemesidir. Bu güncelleme yapılmadan GEN-C uygulanamaz.

    1 – Settings > System Settings > Format Memory Stick yaparak hafıza kartını formatlayın. (Verilerinizi yedeklemeyi unutmayın.)

    2- PSP’yi USB’den bağlayın. Settings > USB Connection ile bilgisyardan erişime açın.

    3 – İndirdiğiniz ChickHEN-R2 rar dosyasından çıkan dosyaları PSP ana dizinine kopyalayın. (Dosya değişim uyarılarına evet deyin.)

    4- USB bağlantısını yuvarlak tuşuna basıp kesin.

    5- USB kablosunu sökün.

    6- Ana menüden Photo > Memory Stick kısmına gelin.

    7- Çıkan resimlerin ön izlemelerinin yüklenmesini bekleyin. Ardından hızlıca ALT OK tuşuna basarak listenin sonuna gelin. Sona geldiğinde cihaz kilitlenecek YEŞİL EKRAN vererek yeniden başlayacaktır. (YEŞİL EKRAN çıkmadan cihaz kapanırsa yeniden açıp YEŞİL EKRAN çıkıncaya kadar işlemi tekrarlayın.)

    8- Cihaz yeniden başladığında Settings > System Settings >System Information’da ChickHEN-r2 sistem bilgisini göreceksiniz.

    II. GEN-C Kurulumu

    1- PSP’yi USB’den bağlayın. Settings > USB Connection ile bilgisyardan erişime açın.

    2 – İndirdiğiniz GEN-C rar dosyasından çıkan dosyaları PSP > GAME dizinine kopyalayın. (Dosya değişim uyarılarına evet deyin.)

    3- USB bağlantısını yuvarlak tuşuna basıp kesin.

    4- USB kablosunu sökün.

    5- Ana menüden Game > Memory Stick’e tıklayın. burada 5.03 GEN-C uygulamasını açın. Cihazınız önce siyah ekranda açılacak, ardından yeniden başlyacak.

    6- Cihaz yeniden başladığında Settings > System Settings >System Information’da GEN-C versiyonunu göreceksiniz.

    ARTIK PSP’nize dilediğiniz gibi .iso uzantılı oyun yükleyebilirsiniz.

  • Iphone mu Android mi?

    6

    Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir versus yazısıydı bu. Iphone 4′ün ülkemize de kol gibi fiyatlarıyla teşrifinin ardından giderek alevlenen ios vs. android tartışmalarına daha çok altyapı ve sistem geliştirme gözlüğüyle bakıyorum. Tabii bir de pazarlama boyutu var. Bu konuda da haddim olmayarak bir iki cümle etmek isterim.

    Apple’ın Tekel Avantajı

    Apple’ın ürettiği Iphone şu an için ios4 kullanan tek cep telefonu. Bu noktada Apple’ın elinde büyük bir avantaj var. Şöyle ki

    - Uygulama geliştirme

    Tek bir donanım konfigürasyonu üzerinde çalışan işletim sistemine uygulama geliştirmek oldukça kolay. Neticede geliştiriciler uygulamalarını farklı modellerin farklı konfigürasyonlardaki ürünlerine uydurmak zorunda kalmıyorlar. Ortada sadece iphone4 ve iphone3gs var.

    - Reklam, tanıtım

    Alanında tek olması ürünün tanıtımını kolaylaştırıyor. Iphone denince akan sular duruyor. Ama Android platformunu şu anda Motorola, Samsung, Sony Ericsson ve HTC gibi bir çok marka kullanıyor. Üstelik bir cihazda değil, onlarca model var. Böyle olunca her cihaz için yapılan ayrı tanıtım ve lansman kullanıcının altyapıya odaklanmasını engelliyor.

    - Feedback

    Iphone’da meydana gelebilecek bir arıza veya sistemden kaynaklanan bir bug’ın tespit edilmesi daha kolay. Geliştiriciler ya da forumlardaki geek’ler cihazınızın başına gelen belanın donanımdan mı yoksa işletim sisteminden mi olduğunu kolayca anlayabiliyorlar. Bu da çözüm sürecini kısaltıyor. Ancak Android yine cihaz sayısındaki kaos yaratan fazlalık nedeniyle her cihaz için farklı çözüm yolları sunuyor.

    Appstore Market’i Döver mi?

    Bence dövmez. Neticede bu telefonu genel anlamda biraz dokunmatik deneyimi, biraz gps kullanımı, bir parça zerafet, biraz da abuk deneyim (pusula, metal dedektörü vs.) amaçlı satın aldığını varsayarsak, Android Market ile Appstore arasında ciddi bir fark yok. Olsa olsa o abuk deneyimlerde Appstore uygulamaları biraz öne geçer o kadar.

    Hatta Appstore geliştiriciler açısından daha sıkıntılı bir yer. Uygulamanızın Appstore’a -belli bir ücret karşılığı- kayıt olmanız ve uygulamanızın “yüce Apple jürisinin” beğenisinden geçmesi gerekiyor. Android’de ise hazırladığını uygulamayı “.apk” uzantısıyla derledikten sonra istediğini gibi yayınlayabilirsiniz. Kimse size karışmıyor. Neticede özgür yazılım.

    Kimsenin size karışmaması bir parça da güvenlik problemi doğurabilir. Zira son günlerde Android platformunda de virüs diyebileceğimiz zararlı kimi uygulamaların dolaştığı iddiaları dönüyor.

    Android Market’te uygulamaların FREE versiyonları da mevcutken Appstore’a zaten parayı bayılan geliştirici uygulamasını çoğunlukla beleş dağıtmıyor. Ticari zeka ve kurnazlık devreye giriyor.

    Fiyat ?

    Bu konuda yine Android daha avantajlı. Neticede bugün canınız isteyip Android’i kullanmak isteseniz 2. El bir Droid 400 TL’den başlıyor. Fiyat skalası 1500 TL trendine uzayıp oralarda bitiyor. Iphone cephesiyse el yakıyor. En ucuz Iphone -ki o da ios4’ü desteklemiyor- 1000 TL civarı fiyatlara ikinci elde satılıyor.

    İşletim Sistemleri

    Iphone’un kullanımı oldukça kolay. Tek tuşla nasıl bu kadar kolay kullanılıyor diye düşünürken bir anda elinizle bir orkestrayı yönetir gibi menüler arasında gezmeye başlıyorsunuz. (Tıpkı macos’da olduğu gibi)

    Android cephesinde de kullanım benzer ölçülerde kolay. Ancak sanırım altyapıdan gelen bir takım sıkıntılardan dolayı bazen sistem gecikmeli olarak (2-3 sn) tepki verebiliyor . Bu konuda ben işletim sistemini suçlamıyorum.

    Aslen farklı donanımlara göre uyumu bir işletim sistemi olmaya çalışması ve bu denli başarılı olması Android için bir başarı. Apple ise benzer konfigürasyondaki 2-3 cihaz için altyapı hazırlamakta çok zorlanmasa gerek. Belki de bu yüzden işin daha süslü taraflarıyla ilgilenme şansı buluyorlar.

    Aslen mobil dünya da Android’in başına gelen bu durum, PC aleminde Windows’un başına gelmişti. Milyon çeşit donanım türüne uyumlu bir işletim sistemi olamamakla suçlanan Windows’un yerine en fazla ram’i ya da ekran boyutu farklı olan 4-5 Macbook’da stabil çalışan MacOS övülüyordu.

    Sonuç: Parası Olan Alır

    Ben bu karşılaştırmadan bir galip çıkaramadım. İki platformda denktir bence. Hatta bazı noktalarda Android daha üstündür (farklı donanımlara göre uyumu bir işletim sistemi olmaya çalışması). Ama Google, Nexus One Projesini kendi tekelinde tutmayarak tüm markalara Android’i kullanma şansı sunduğu için ortada bir kaos var.

    Şimdi son kullanıcı her marka kendine özgü olarak sistemi kırptığından kimi özelliklere erişmek için ROOT olmak durumunda kalıyor. Yani Android 3-4 yıllık gelecekte yine bir tür Geek Telefonu olamaya mahkum kalacak. Ama telefonu ana özellikleriyle kullanırken tarz yaratmak isteyenler için ucuz bir alternatif olacaktır.

    Iphone ise ilk çıktığı dönemden beri bir tür statü sembolü olarak varlığını sürdürmeye devam eder. Ve kendi kurduğu teknolojik altyapıda yazdığı işletim sisteminin stabil çalışmasının ekmeğini yer. Parası olan da Iphone alır.

    Ancak benim son tahminim Android’in gerekli ilgi gösterilip, platform olarak bütünleşmesi, derlenip toparlanması halinde bu savaştan galip çıkacağıdır.

  • HTC Dream ROOT islemi ve Cyanogen MOD

    51

    bir google mucizesi android’le ilişkimiz samimiyeti artan ölçülerde devam ediyor. telefonumun her zamanki görünümünden sıkılıp satma düşünceleri içine girmişken daha önce bir kez deneyip break noktasından geri döndüğüm root olma işlemi ve gayrı resmi versiyon update işlemini denemeye karar verdim.

    bu iş için en önce sağlam ve rahat bir kafanız ve aceleniz olmaması gerekiyor. ilk kez yapacaklar için biraz meşakkatli ve eliniz titreyerek adımları uyguluyorsunuz ama sonuç muhteşem oluyor.

    bir de şu var: burada paylaştığım bu yazı sadece kendi telefonumda uyguladığım ve başka bir telefonda denemediğim bir deneyimin özeti. bu yazı rehberliğinde yapılacak uygulamaların cihazlarınıza verebileceği olası zararlardan ya da faturanıza çeşitli aktivasyon işlemleri nedeniyle olabilecek yansımalarından uygulayıcı olarak siz sorumlusunuz. ancak benim başıma böyle kötü bir durum gelmedi. umarım ve inanıyorum ki siz de başarıyla halledeceksiniz.

    android, linux alt yapısında olduğu için bazı önemli düzenleme işlemlerini yapmak için root (yönetici, kök) kullanıcı yetkilerini almak gerekiyor. Ben elimdei t-mobile g1’ım güzelimle gerçekleştirdiğim bu işlemi ve ardından yüklediğim android 2.2 froyo’yu (cyanogen mod) size anlatacağım.

    Ben the unlocker sitesinin “anneye anlatır gibi” felsefesiyle hazırladığı how to dosyasını dikaktle inceleyip işe giriştim.

    Root işlemi için oluşturulan sistem imajı 1.5 versiyona ait olduğu için cihazımızı önce 1.5’e downgrade ediyoruz (versiyon düşürüyoruz yani.)

    I. Downgrade İşlemi

    1-      Öncelikle hafıza kartınızdaki tüm dosyalarınızı yedekleyin ve Telefonun içinden formatlayın. (Settings  > SD Card &Phone Storage > Unmount SD Card > Format SD Card)

    2-      Original DREAIMG.nbh
    Cupcake Update.zip

    Bu dosyaları indirin ve telefonu USB’den bağlayarak aktarın. (SD Card Ana dizinine)

    3-      Telefonu kapatın

    4-      Kamera tuşuna basarak telefonu açın. Telefon Bootloader menüsüyle açılacak.

    5-      Açıldığında Kırmızı tuşa basıp downgrade işlemini başlatın BİTENE KADAR TELEFONA DOKUNMAYIN.

    6-      Bittiğinde (ekranda bunu mesajla bildirir.) Trackball’a tıklayarak telefonu yeniden başlatın.

    7-      Telefonu yeniden kapatın. Bu kez Ev tuşu ve Kırmızı tuşa basarak açın. Bu şekilde Recovery konsolu açılır. (Klasik logo yerine ÜNLEM İŞARETİ görmeniz gerekiyor.)

    8-      ALT+L tuşlayarak menüyü açın ve ALT+S tuşlayarak işlemi sonlandırın.

    9-      Telefon kendiliğinden yeniden başlayacaktır. Artık RC29 kodlu 1.5 versiyona downgrade oldunuz.

    II. ROOT İmajının Uygulanması

    1-      Settings > Application > Unknown Sources’ın işaretli olmasını sağlayın.

    2-      SD Card’ı yeniden formatlayıp (Settings  > SD Card &Phone Storage > Unmount SD Card > Format SD Card) aşağıdan indireceğiniz dosyaları USB üzerinden yükleyin. (SD Card Ana Dizinine)

    FlashRec.apkAmon Ra’s Recovery Image

    3-      Market’ten bir File manager programı indirip SD Card’a attığınız Flash-Rec.apk uygulamasını kurun.

    4-      Uygulamayı çalıştırıp Backup recovery Image’a tıkayın. Şimdi bir sistem yedeği aldık.

    5-      Şimdi uygulamadki text box’a  /sdcard/recovery.img yazıp Flash Recovery Image diyelim. Böylece aldığımız sistem yedeğini var olan Imaj doyasına yazdırdık.

    6-      Telefonu kapatın. Ev tuşu ve Kırmızı tuşa basarak Recovery Konsolunda çalıştıralım.

    7-      Recovery Konsolda kullanacağımız aşağıdaki dosyaları indirin.

    G1 Radio - İndir
    G1 HardSPL – İndir
    Generic G1 ROM w/ Root – İndir

    8-      Recovery ekranında cihazı USB üzerinden bilgisayarınıza bağlayın. Telefon üzerinden USB MS toggle kısmına trackball’a gelip tıklayın.

    9-      İndirdiğimiz 3 dosyayı SD CARD ANA DİZİNİNE aktarın.

    10-   Aktarım bittiğinde EV tuşuna basıp USB bağlantısını kesin.

    11-   Recovery Konsolu menüsünde bulunan Flash Zip on SDCard’a tıklayıp RADIO zip dosyasını gösterin.

    12-   İşlem bittiğinde telefonu yeniden başlatın.

    13-   Recovery Konsolu menüsünde bulunan Flash Zip on SDCard’a tıklayıp SPL zip dosyasını gösterin.

    14-   İşlem bittiğinde telefonu yeniden başlatın.

    15-   Recovery Konsolu menüsünden bulunan Wipe > Wipe Data / Factory Reset’e tıklayın.

    16-   Wipe işlemi bittiğinde Flash Zip on SDCard’a tıklayıp Generic ROM zip dosyasını gösterin.

    17-   İşlem bittiğinde telefonu yeniden başlatın.

    ROOT İŞLEMİ TAMAMLANDI. BİR BARDAK SU İÇİP FERAHLAYIN. YORUCU BİR ENGELİ AŞTIK. Şimdi Android 2.2 Froyo yüklemek için Cyanogen MOD uygulaması yapacağız.

    *** Apps2SD Uygulaması***

    İsterseniz bu kısmı atlayıp ROM kurulumuna geçebilirsiniz, ama bu uygulamayı yapmanızı öneririm. Bu uyglamayla Hafıza kartınızın bir bölümünü (512MB) telefon hafızasına dahil ederek performans artışı sağlayabilirsiniz.

    1- Recovery Konsol’unda Partition SD Card > Partition SD kısmınaa tıklayın. (Hafıza kartınızdaki tüm veri silinecektir.)

    2- Gelen Sorgu Ekranında değeleri aşağıdaki şekilde ayarların.

    Swap : 96 mb

    ext2: 512mb

    remainder: fat32

    3- İşlem tamalandığında tekrar Partition SD Card kısmına girip SD: ext2 to ext3 kısmına tıklayın.

    III. Cyanogen MOD ile Custom ROM Uygulanması

    1-      Telefonu kapatın. Ev ve Kırmızı tuşlara basarak Recovery Mod’da açın. (EVET YİNE BAŞLIYORUZ)

    2-      Usb-Ms toggle seçin.

    3-      Telefonu bilgisayara bağlayın.

    4- Aşağıdan Cyanogen MOD’un Froyo’yu içeren son sürümünü ve Google Addon’u indirin.

    Cyanogen MOD 5.0.8 Link Güncellendi!

    Google ADDON Link Güncellendi!

    not: cyanogenmod cyanogen adlı bir geliştirici tarafından hazırlanmış  özel bir romdur. bunun dışında isteyenler, yakın zamanda incelediğim FroyoForTrout adlı ROM‘u deneyebilirler.

    5-      İndirdiğiniz iki ZIP dosyasını SD CARD ana dizinine atın.

    6-      Ev tuşuna basarak USB desteğini kapatın ve telefonu USB’den çıkarın.

    7-      Wipe > Wipe Data / Factory Reset deyip bitmesini bekleyin.

    8-      Flash Zip from SDCard seçeneğinden önce cyanogen’i kurun.

    9-      İşlem bittiğinde telefonu yeniden başlatın.

    10-   Flash Zip from SDCard seçeneğinden Google Addon’u kurun. ( Bu addon G-Mail, Android Market, Google Search ve en önemli özellik olan Google Account Sync desteğini sunuyor. Yani bu olmazsa rehberinizi Gmail’den alamazsınız.)

    11-   İşlem bittiğinde telefonu yeniden başlatın.

    HAYIRLI OLSUN. ARTIK CYANOGEN MOD’LU ROOT İŞLEMİ YAPILMIŞ BİR G1’ınız VAR.

    Bu işlemleri birebir uygulamış ve her adımda eli titremiş bir android delisi olarak Cyanogen’in geliştirdiği MOD’u çok beğendiğimi ve uğraştığıma korktuğuma değdiğini söylemeliyim. Telefonunuzda herhangi bir performans kaybı söz konusu değil. Aksine pil ömrü bile artıyor. Ve Froyo (v2.2) tam bir görsel şölen.

    Gördüğüm kadarıyla sadece Live Wallpapers özelliği donanımsal eksiklikler nedeniyle kullanılamıyor. Bunun dışında birebir Froyo keyfi HTC DREAM / T-MOBILE G1’da sizi bekliyor.

  • Windows 7 Tam Yetki Verme

    6

    Win 7′de Administrator Kullanıcıların Yaşadığı Yetki Sorununa Kesin Çözüm

    Windows 7 her ne kadar Microsoft’un bize bahşettiği en güzel hediye de olsa ne yazık ki Vista’dan kalma eksiklikleri mevcut. Benim gördüğüm en büyük bug’ı bir kullanıcıya Admin yetkisi tanımlamış olsanız bile bazı dosya işlemlerinde sizden Yönetici Yetkisi talep etmesiydi. Bu durumda örneğin daha önce kaldırdığınız bir programın Program Files’taki klasörünü silmek istediğinizde size ‘Öğeye erişmek için gereken izinleriniz olmayabilir’ gibi acayip bir hata vermekteydi.

    İşte bu yazı bu hatanın giderilmesinin yolunu anlatmak üzere yazıldı.

    Öncelikle aşağıdaki resmi Hedefi Farklı Kaydet diyerek indirin. Bu yol haritamız olacak.

    Şimdi gelelim yapmamız gerekenlere:

    Bilgisayarıma girip C: diske Sağtık> Özellikler diyoruz.

    1 – Güvenlik Sekmesinden “izinleri değiştirmek için Düzenle’yi tıklıyoruz.

    2 – Kullanıcı adımızı seçmek için Ekle‘ye tıklıyoruz.

    3 – Çıkan pencerede Gelişmiş‘i seçiyoruz.

    4 – Kullanıcı adımızı bulmak için Şimdi Bul diyoruz.

    5 – Listeden Kullanıcı Adımızı seçip Tamam tıklıyoruz.

    6 – Bir kez daha Tamam diyoruz.

    7 – Grup ya da Kullanıcı adları listesinden az önce eklediğimiz kendi kullanıcı adımızı seçip alt kısımdaki tüm kutuları işaretliyoruz.

    8 – Tamam diyoruz.

    9 – Son kez Tamam deyip işlemi bitiriyoruz.

    Artık C: Disk üzerinde yapacağınız tüm dosya değişikliklerinde tam yetki sahibisiniz ve o eski sıkıcı hatayı görmeyeceksiniz. Benzer hatayı başka diskleriniz üzerinde alıyorsanız o disklere de aynı metodu uygulayabilirsiniz. Kolay Gelsin.

  • işe yarar android uygulamaları

    0

    mart ayından bu yana g1′ımla android turları atıyorum. ve gördüm ki bugüne kadar kullandığımız cep telefonları tamamen traşmış.google destekli android yepyeni bir mobil deneyimi sunuyor.

    bu deneyimi daha kolay ve eğlenceli hale getirecek temel uygulamalardan oluşan bir liste çıkarmak ve bunu androide merak salan ya da cep telefonunu değiştirmek isteyenlerle paylaşmak iyi olur sanırım.

    Advanced Task Manager : Android multi-tasking olayını biraz abartan bir işletim sistemi. Bazen arka planda 8-9 uygulama birden çalışıp cihazı kastırmaya başlayabiliyor. Bu gibi durumlarda Task Manager programları önemli. Her ne kadar Google mühendisleri bu tip programların waste of time olduğunu söylese de Advanced task manager’la tek tuşta arkaplanda alışan tüm uygulamaları durdurup cillop gibi hızlı bir cihaza kavuşmak mümkün.

    BlueFTP : Android’de Bluetooth üzerinden dosya paylaşımı sağlayacak bir arayüz mevcut değil. bu durumda imdada BlueFTP yetişiyor. Eşleştirme yaptığınız karşı cihaza bir seferde onlarca dosya göndermenize imkan sağlarken karşı cihazın bütün klasörlerini de gezmenize imkan veren ilginç ve biraz da gizliliği ihlal eden bir özelliği var. Benim işimi görmesinin yanında bu paparazzi yönü de hoşuma gitti.

    EStrongs File Explorer : Yine Android’de bulunmayan bir özellik olan memory card ve telefon hafızası içinde dilediğimiz gibi gezme imkanını sunan bir program. Bu temel özellik Symbian’da bile varken androidde neden yok anlamış değilim. Sanırım birtakım gizlilik ve yetkisiz işlemlerden koruma amaçlı olabilir. Yine de saçma geldi. Eğer root olmayı başarabilseydim benim googlejacker‘ı uygulama şansım da olacaktı. Çünkü program sistem dosyalarına kadar gezinme ve eğer root olduysanız düzenleme imkanı sunuyor.

    Facebook For Android : Eh olmazsa olmazımız social media. Facebook’un Android için çıkardığı resmi uygulaması oldukça kullanışlı. Tek eksiği fotoğraf albümlerindeki resimleri indiremiyor oluşumuz. Bunu da browser üzerinden hallediyorum.

    Handcent SMS : Android’de SMS gödnermeyi görsel bir şölene dönüştürmek isteyenler için ideal. Özellikle gelen mesajları ana ekranda hiç tuşa dokunmadan okutma özelliğini kullanıyorum. Bunun haricinde, mesaj diyalogları, elbetteki özelleştirilebilir arayüzü ve sms sesini notofication sesinden ayırma özelliğiyle gönlümde taht kurdu. PC’de format sonrası winamp ne ise Android’de de Handcent SMS odur!

    Nimbuzz : Aynı anda Facebook Chat, Windows Live Messenger, G-Talk ve diğer anlık mesajlaşma hesaplarınıza bağlanmak için ideal bir program. Nimbuz’a ücretsiz kayıt olarak tüm hesaplarınızı ona senkronize ediyor ve mobil dünyada IM olayının keyfine varıyorsunuz.

    Opera Mini : Android’in kendi browser’ı müthiş elbette ama, öenmli olan kişiselleştirilebilir bir browser deneyimi. Eh burada da yiğidin hakkını verelim Opera hem dokunmatik deneyimi hemde bookmarking özellikleriyle ön plana çıkıyor.

    SkyFire : Android’in en büyük eksiği olan flash ve bununla birlikte flash video eksiğini tamamlaması için kullanıyorum. Onun dışında symbianda gayet başarılı olan bu browser Android’de tam bir facia olmuş. Sürekli crash oluyor ama video izlemenin şimdilik tek yolu SkyFire.

    QuickOffice : Tüm MS Office ve OpenOffice dosyalarını açma ve düzenleme için ideal bir program ayrıca PDF dosyalarını da okuma imkanı sunuyor. Başarılı.

    SMSWidget : Okunmamış mesajlarıi cevapsız çağrıları ve e-maillerinizi ana ekrandaki widgetların üzerinde rakam olarak belirten küçük ama kullanışlı bir uygulama. Özellikle simgeleri istediğiniz gibi değiştirmenize imkan sağlaması da hoş bir sürpriz olmuş.

    Twidroid : Android için resmi uygulama çalışmalarında son noktaya bir türlü gelemeyen Twitter ekibine inat severek kullanıyorum bu programı. Keşke retweetleri de mentionlar gibi görebileceğimiz bir menü olsaydı.

    devamı gelecek…

  • t-mobile ci-vanım!

    0

    yılbaşından beri laptopumdan ayrılmaya çalışıyorum. cep telefonumu da satıp belli bir miktar kaynak yarattıktan sonra telefon ve pc’yi birleştirecek bir cihaz arayışına geçtim. nitekim sonunda bir süredir her ürünüyüle (mail, browser, arama) beni cezbeden google’ın telefonu g1 ile tanıştım.

    cihazın birden fazla markası var. ama bilnen adı t-mobile g1. ya da geliştirilme adı olan “htc dream” ile de anabiliriz.

    telefon tamamen google’ın ticaret ve hizmet mantığıyla hazırlanmış. akla gelen her işi yapabilen, tam internet destekli ve senkronizeli bir telefon yapmak istenmiş. ancak öte yandan da son kullanıcıya bir parça uzak olduğunu söylemek gerek. forumları gezmeyi seven ar-ge meraklısı gençlere hitap ediyor.

    tasarım :

    g1′ımın hem dokunmatik ekranı hem de tam fonksiyonlu bir q klavyesi var. bu yönüyle hem iphone freak’lara hem de dokunmatik ekrana eğreti olanlara göz kırpıyor. çok şık bir tilt hareketiyle yatay olarak açılan klavye n97 havası vermiş. ayrıca istenirse aktif edilebilen dokunmatik bir klavyesi de var.

    g1′ın altında bulunan “çıkıntı”, başta itici gelse de hem dikey hem da yatay kullanımda oldukça ergenomik bir his yaratıyor. ana kullanım tuşları bu çıkıntı üzerinde yer almış. 5 adet tuş ve 1 trackball’u var. trackball’un alamet-i farikasını blackberry bold’dan biliyoruz. ama g1′ın trackball’u bold’unkinden biraz daha çıkık ve bu sayede kullanımı daha kolay. ana tuşlar sırayla arama kabul – ana menü’ye dönüş – bir önceki menüye dönüş – arama red tuşları olarak sıralanmış. bunların üstünde bulunan menü tuşuysa o anda kullandığınız uygulamayla ilgili ayarlar listeliyor.

    q klavye oldukça rahat. elinize tam oturuyor ve 1-2 güdne pc hızında yazmaya başlıyorsunuz. klasik copy-paste yapma imkanınız var. bu yönden iphone’a çakmış bulunuyor. ancak aydınlatması yetersiz olmuş. bazı ortamlarda görmek zorlaşıyor. keşke herhangi bir tuşun üzerinde kabartma olsaymış.

    g1′da sadece bir adet çıkış var. bu da eski telefonum x800′ benzer bir eksi yön. şarj, data ve kulaklık çıkışları tek bir mini-usb arayüz üzerinde ve bu da demektir ki bu telefonla aynı anda birden fazla işlem yapamayacaksınız. ayrıca bu portun telefonun alt kısmında hem de tam ortada olması yatay kullanımı tam bir çileye dönüştürüyor. hele de benim gibi tombul elleri olanlara büyük işkence.

    yazılım-donanım :

    linux sanırım pc’de başaramadığını mobil cihazlarda başaracak. android harika! tamamen kişiselleştirilebilir, hızlı ve sağlam. ayrıca cihazın kimi yazılımsal eksiklerinin bir süre sonra giderilebileceğini tahmin edebiliyorsunuz.

    wlan performansı beklenenin üstünde. burada tarayıcısının da etkisi büyük. web sayfalarını normal görünümlerinde takip etmek mümkün. ancak ne yazık ki flash desteği yok. bunun da geliştiriciler tarafından kapatılacak bir açık olmasını umuyorum.

    cihazda klasik masaüstü mantığı daha kişiselleştirilebilir ve daha zengin bir arayüzle sunulmuş. gnome’dan alışık olduğumuz çoklu masaüstü düzeni mevcut. ve masa üstlerine dilediğimiz widget’ları ekleyebiliyoruz. widget’lar ve programlara ise android-market’ta tamamen ücretsiz olarak dağıtılıyor.

    android market uygulamaları oldukça zengin. google dersini iyi çalışmış ve kullanıcının tüm isteklerine cevap verecek uygulamalarla android’i zenginleştirmiş. marketin içinde su terazisinden metal dedektörüne, pusula’ya varana kadar en işe yarayanından en acayibine yüzlerce uygulama mevcut.

    kamerası iyi değil, ve bir kötü sürpriz daha; video kayıt özelliği yok. bunlar yazılım desteğiyle giderilse bile, orijinalın yerini dolduramayacak eksikler.

    diğer detaylar :

    dokunmatik ekran hassasiyeti muazzam. iphone’u bile sollayacak tepki hızları söz konusu. ancak multi-touch yok. bunun yerine trackball’un etkin kullanımı tercih edilmiş. kullandıkça “ulan bu nane olmasa bi halt yapamazdık bu telefonda” diyor insan ister istemez.

    kulaklığı mini-usb kulaklığın verebileceğinin en iyisi ama normalin altında. yakın zamanda bir adet dönüştürücüyle 3,5” kulaklığıma dönmek istiyorum.

    üstüne sayfalarca yazılası, saatlerce kurcalanası bu telefonun bataryası çok az ömürlü uykusuz gece testlerim sonucu 23-24 saat gidebildiğini tespit ettim. ve yıkıldım.

    genel yorumum :

    multimedya özellikleri zayıf, ancak genel kullanımıyla “iş görecek” bir telefon. tam google işi. görsellik zayıf, işlev büyük. laptopdan sizi kolaylıkla koparabilecek bir cihaz. mobilitenin keyfine varın.

    artılar :

    dokunmatik hassasiyeti

    tasarımı

    klavye ergonomisi

    android faktörü

    güçlü işlemcisi

    sistemin ve web tarayıcısının hızlı ve uyumlu çalışması.

    eksileri :

    multimedya kalitesinin düşüklüğü (kamera-kulaklık vd.)

    pil ömrü

    klavye aydınlatmasının zayıflığı

  • olması gerektiği gibi olan program : JDownloader!

    0

    Bu sıralar çok partlı pek çok dosyayı (film, program vs.) indirirken karnıma giren ağrılara java fincanında bir çare buldum. Süre engeline takılmadan, premium hesap hızında download yapmamızı sağlayan üstün br program. Hem de sistem kaynaklarını sömürmeden, ağı yavaşlatmadan çalışıyor.
    » Read the rest of the entry..