Çocukluğumdan hatırladığım tek şey; tren vagonları ve istasyonlar.
Babamı tek hatırladığım yer de istasyonlardır benim. Her yılın Ağustos’una yaklaşırken tekrar boğazıma düğümlenir adı. Tıkanır kalırım. Ne siyaset ne aşk ne iş güç kar etmez oluyor. Her yılın Ağustos’u ağır geçiyor.
Babamın oğlu olmaktan erken emekli olduğum bu hayatta oğlumun babası olacağım günlerde nasıl bir baba olacağımı bile bilmiyorum. Sanırım babamla yaşayamadıklarımı deneyeceğiz oğlumla.
- Bu gömleğin üzerine o kravat gider mi baba?
- Baba…şey… bi kız var…
- Baba bak ÖSS’de 310 puan almışım!
- Baba hadi gel kafaları çekelim!
- N’olcak bu memleketin hali be baba!
- Baba ilk buluşmada ne giysem sence üzerime?
O kadar erken gittiniz ki baba. Bir trene bindiniz ve kayboldunuz. Sen , senden az önce anneannem, Mesude teyze, ilkokuldan Esra, onun komşusu uzun boylu çocuk, öğretmenim Raşit Karaduman, Döndü hoca, Okan, Semih, Yunus… Bir kompartımana doluştunuz. Kiminiz kayıplara karıştınız, kiminiz ölümlere özne oldunuz ve gittiniz.
Sana dair tek hatırladığım şey trenler. Kompartımanlarda uyuyakaldığımız o geceler. Ama biz son durağa geldiğimizde gün doğardı be baba. Sen o gün son durağa gelip indiğinde, ben günün battığını gördüm. Bir şehrin üzerine, çocukluğumun tam göbeğine…
Yaşlandıkça sana ne kadar ihtiyacım olduğunu fark ediyorum. Ne çok şey varmış konuşabileceğimiz. Ne çok şey varmış senden öğreneceğim. Sen olmadığın için 2-0 yenik başlıyorum her güne biliyor musun baba?
Seninle yapamadıklarımızı kendi oğluma yapmak istiyorum o yüzden. Dertleşebilmesini istiyorum benimle. Kafaları çekebilmek istiyorum. Gömleğine uygun kravatı bulduğum, sevgilisi için ağladığında bana sarıldığı günler hayal ediyorum. Artık tek dileğim oğlumu ayakları yere basıncaya kadar yalnız bırakmamak.
Seni çok özledim baba…
Bugün çok özledim.
Söylesene bir daha ne zaman trene bineriz?
Ne zaman uyuyakalırız bir kompartımanda tekrar?
Sabah kahvaltımızı hangi pastanede yaparız?
Sen otur. Ben taksi bulurum artık baba. Çok büyüdüm yokluğunda…
Seni hiç unutmadım baba…
Hatıralarımız tren vagonlarında. Ne zaman yanımdan olanca hızıyla bir tren geçse, bir rüzgâr olup yanımdan estiğini de biliyorum. Seni çok seviyorum.
Bir Ağustos’a daha yaklaşırken, kalbi sıkışmakta olan oğlun, Onur.
O karanlık 17 sabahında, babamla beraber o trene binen yüz binlerce deprem şehidine Allah’tan rahmet dilerim.