genelde plan yapan biri değilim. zaten hayatın belli bir rutini var, bunun dışına çıkmamız bazı marjinal günlerde mümkün oluyor. ama çıktığın zaman da güzel oluyor. bugün evdeyim. pineklemedeyim. beklemedeyim. haftada bir gün kaçıyorum böyle. hiçbir şey yapmadan bazen kitap okuyorum, bazen internette takılıyorum. bazen tüm kapıları kapatıp sessiz kalmak gerektiğini düşünüyorum. ama ileride bu “huyumun”...
Ben sevmiyorum bu şehri. Yolları berbat, toplu ulaşım çile, kentleşmesi berbat, kültür seviyesi düşük vs vs. ama bu şehri sevmediğini söylemek sonuna kadar benim hakkım. Adapazarlıların hakkı. Çünkü biz kurduk bu şehri.
Ben her hayalime ailemi dahil ettim, etmişim. Yeni fark ediyorum. Misal evlenmişim de daha doğmamış çocuklarım. Yanımda sevdiğim kadın almışım annemi, kardeşimi binmişiz arabamıza dördümüz geziyoruz. Hayatım devamlı olarak birilerini yalnız bırakmamak üzerine kurulu olduğundan mıdır nedir, her lahzaya annemi sıkıştırmışım, kardeşimi koymuşum.
Seviyeli bir ilişki var. Ne ben ona karışıyorum ne o bana. Ne ben onun telaşesinden kaçınıyorum, ne de o benim hayatımın kalabalığına iltimas geçiyor. Sadece semt bakkalının öğlenden alıp dolaba attığım şişe sulara ve dondurulmuş yiyeceklere bakıp bakıp bana –oruç tutmadığımı düşünerek- trip atması dışında her şey iyi. Onun da Ramazan’la tek alakası sanırım adının...
Copyright © 2010 - onur türkölmez - Tüm Hakları Saklıdır. Bu blogda yayınlanan bütün yazıların sevabı da vebali de bana aittir. Yorumlar da sahibini bağlar. Kaynak göstermeden yazı ya da yorumları alıntılamak en kibar tanımıyla "ayıp"tır. Internet Explorer'da iyi, diğer tüm tarayıcılarda mükemmel görünür. (firefox / chrome / opera) Görünmeyebilir de :-)