genelde plan yapan biri değilim. zaten hayatın belli bir rutini var, bunun dışına çıkmamız bazı marjinal günlerde mümkün oluyor. ama çıktığın zaman da güzel oluyor.
bugün evdeyim. pineklemedeyim. beklemedeyim. haftada bir gün kaçıyorum böyle. hiçbir şey yapmadan bazen kitap okuyorum, bazen internette takılıyorum. bazen tüm kapıları kapatıp sessiz kalmak gerektiğini düşünüyorum. ama ileride bu “huyumun” bana zarar vereceği açık. zaten yakınlarım da bunu bir çeşit “sorun” olarak görüyorlar. halbuki bu sadece bir tercih. sigara içmek gibi, araba yerine bisiklete binmek gibi.
her gün genelde sabah 9 gibi uyanıp 10 gibi okul-ofis’e varıyorum. ders yoksa ofisteyiz. ve iş başlıyor. dünden kalan servislerin tamamlanmasının ardından bilgisayarımın başına geçip maillerimi kontrol ediyorum. sahibinden‘deki ilanlarıma gelen ilginç takas tekliflerini reddetikten sonra, friendfeed üzerinden sosyal medya ve google reader üzerinden günlük haber takibim başlıyor. gündemi takip ederken es geçmediğim neşe düzel, ahmet altan ve adnan berk okan köşelerini okumayı ihmal etmiyorum.
bazen vakit sıkıştığında daha sonra okumak üzere bazı sayfaları ve konuları google notebook‘a not alıyorum.
anlık iletişim için trillian üzerinden facebook chat ve MSN hesabımı açık tutuyorum. ama genelde günün temposundan bakma fırsatım olmuyor. diğer işlerin (eldeki arızalı cihazların bakımları, yedek cihazların kontrolleri, sınıflardaki problemlere müdahale etmek vs.) halledilmesinden sonra ders başı yapılıyor.
eğer eldeki işler günün tamamına sarktıysa ikinci öğretimlerle derse girebiliyorum. ve eğer öyle olduysa bütün günüm bitmiş oluyor. şanslıysam, yani dersime saatine girebilirsem. okuldan 4 gibi kaçma fırsatım var. bu kaçışın bir kısmı arkadaşlarla kantinde geyik yapma ve öyle böyle şehre inme çilesiyle geçiyor.
saat 5 gibi merkeze indiğimde eğer okuldan arkadaşlar varsa onlarla -sınırlı sayıdaki- mekanlardan birine gidiyoruz. eğer onlar yoksa, bulvardaki ilk işyerim olan dükkana (sakarya bilişim) uğrayıp bi demli çay içiyorum. dükkanda bi yarım saat kadar takıldıktan sonra eve dönüyorum.
yaşadığım bu şehir, sakarya, trafik çilesine yeni alışmaya başlayan bir şehir. ama yine de ev şehir merkezine yakın olunca pek hissedilmiyor. 6,30 gibi eve varıyorum. genelde ihtişamlı bir akşam yemeğinden sonra bir aile geleneği olan balkon keyfi faslına geçilir. balkondaki sohbet ilgi alanımın dışına taşmaya başladığında (hangi düğüne gitmeli, ne giymeli,yarın ne yemek hazırlamalı falan) bilgisayarımı açıp sabahtan aldığım notlardan işime yarar bir şey var mı diye bakıyorum. bu arada facebook‘a girip arkadaşların paylaştığı facebook silmeden paylaş içerikli videoları takip ediyorum. sözlüklere de şöyle bir bakıp eğer elimde izlemeye değer yeni bir dizi-film vs. yoksa bilgisayarı kapatıyorum.
9 gibi arkadaşlarla buluşmak üzere tekrar evden çıkıyorum. genelde caddeyi turlama, kızlara bakma sekansları biçiminde gerçekleşen bu gezinti -bazen bowling, izmit’e kaçma gibi aktivitelerde hesaba dahil olabiliyor- gece yarısına doğru son buluyor.
(ancak itiraf etmem lazım. ramazan girdiğinden beri bu gezintileri yapamadım, yapamadık. arkadaşlarım da bundan şikayetçi. artık kısfmet bayramdan sonraya diyorum.)
11-12 gibi evde olduğumu farz edersek, eğer havamdaysam biraz dersleri kontrol ediyorum. eğer o da yoksa bilgisayarı açıp gün içinde aldığım notları gözden geçiriyor, blog’a ve geyve.org köşeme yazmam gereken yazı varsa onları ekliyorum. eksiduyuru‘da yardım edebileceğim bir duyuru varsa cevap yazıyor, eklediğim duyurulara gelen cevapları kontrol ediyorum.
günün sonunda en geç saat 2′de yatıyorum. uykum gelmezse yatağa geçip okumaya devam ettiğim kitaptan bir 20 sayfa okuyarak gözlerimi yormak ve kafamı dinlendirmek yoluna gidiyorum. böyle durumlarda uyumam 3′ü buluyor.
haftanın bir gününü de kendim için çalıyor ve o gün canım ne isterse onu yapıyorum. ve genelde o gün canım hiçbirşey yapmak istemiyor
hafta sonları genelde ailemle birlikteyim.-onlarla sohbet edebildiğim tek zaman da bu haftasonları oluyor- eğer evde sıkılırsam bisikletle şehir turu atıyor veya arkadaşlarımla playstation turnuvası çeviriyor oluyorum. (ps’den hiç anlamam bu arada)
eğer bir araba alabilirsem hafta sonları şehre yakın mesire yerlerini gezmek bakir köşeler bulmak hevesim var.





Trackbacks/Pingbacks