• Ramazan’la Aramızda

    Seviyeli bir ilişki var. Ne ben ona karışıyorum ne o bana. Ne ben onun telaşesinden kaçınıyorum, ne de o benim hayatımın kalabalığına iltimas geçiyor. Sadece semt bakkalının öğlenden alıp dolaba attığım şişe sulara ve dondurulmuş yiyeceklere bakıp bakıp bana –oruç tutmadığımı düşünerek- trip atması dışında her şey iyi. Onun da Ramazan’la tek alakası sanırım adının Ramazan olması.

    Bugünlerde biraz çileli olsa da severim ben Ramazan’ı aslında. Tam da bu yazıyı yazmayı düşünürken çocuklar dökülmüş sokağa kaymak satıyorlar. Kaymak işinin kendine özgü aksanıyla sokakları çınlatıyorlar: “kayyymaaaaaaaak!”

    Kendi aralarında ozan atışmasına benzer bir rekabet, sokakları bölüşüp köşe başında ayrılıyorlar. Çığlıklar dörde beşe çoğalıyor. “kayymaak var kayyyymaaaak!”

    O çocukları düşünüyorum. İftar sofrasına nasıl oturduklarını, nasıl ilk zeytine iştahla karışık bir vakarla atladıklarını… Büyüklerine büyüdüklerini göstermek için ağır hareketler ederken, bir yandan açlık ve susuzluğun içlerinde yarattığı heyecanı.

    İyi bilirim o heyecanı.

    Bir içli ya da yumurtalı pideyi fırının alevinde beklemenin heyecanını, sıra kaptırmama telaşını… Piden hazırlanır, ellerin yanmasın diye gazeteyle sarılır da yine de eve varana kadar ellerin yanar. Şehirde herkes o anda aynı yöne aynı hızla ve vakarla yürür zaten. Ve bir şehri aynı şeyi yapmanın yarattığı huşuyla görebileceğin ender zamanlardan biridir iftar vakti.

    Eve vardığında zamanın çok azaldığını fark edersin. Genelde en son sıranın sana geldiğinden dem vura vura oturursun masaya. Sofra muazzam, krallara layık yemekler önünde beklemektedir. Ama sen Allah’ın çağrısını duymadan başlamazsın yemeğe. Önce bir bardak su sonra bir dilim pide ardından kaşık seslerinin arasına karışan cümlelerle ilk sohbetler başlar.

    İftar sofraları güzeldir. Çünkü Allah’ın gülümseyerek izlediği bütün sofralar güzeldir.

    Ramazan’la aramızda seviyeli bir ilişki var şimdilerde. Ben ona karşı sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışırken o da bana Allah’ın verdiği sabrı bahşediyor. Yuvarlanıp gidiyoruz işte.

    - “kaymak veriym mi abi?”

    Etiketler:, ,

Leave a comment