• hadinayyana

    ne garip, temizlik suyla da oluyor ateşle de. anızlar yanarak yeni tohumlara yol açıyor, balkonun beyaz karoları yapışan çamurdan suyla arınıyor.

    peki “temizlenirken” içim; temize çekerken olanı biteni zihnim; dışımı yağmurlar ıslatıyor ve içim cayır cayır yanıyorsa… bu temizliğin sonunda pür-i pak mı olacağıma işarettir? bahar temizliğini mart ortasına bırakan yüreğim, bu sefer başarabilecek mi ayağa kalkmayı?

    şarkılar…beni bir tek yalnız bırakmayan onlar. ne dostlar, ne kitaplığımın tarih öncesinden gelen kokusu, ne içime yakan ateş, ne yanaklarıma düşen tuzlu su…ve işte şarkıda dediği gibi “her sözde her gözde şefkat aramam, kırıyor kalbimi sonunda nasıl olsa”

    sanırım aşk gitmeye yüz tutunca en son hamlelerini hoyratça yapıyor. “boşluğuna” geliyor insanın. şarkılarla, anılarla, rüyalarla en ücra, en müstehcen köşelerine şahbaz darbeler vurup kaçıyor. izliyor kıvranışınızı. aşk ölümün eşiğinde bile aşk’lığından kaybetmiyor.

    yazının başlığı ölmeye yüz tutmuşken son hamlelerini hoyratça kullanan bir aşkın, bir vakitler neşe içinde mırıldandığı en sevdiği şarkı dizesidir. onu hala seviyor muyum? belki en sıkışık vakitlerimde hüznümü, belki en rahat zamanlarımda huzurumu, belki en mutlu olduğum günlerde gözlerimin pırıltısını paylaşamadığım için özlüyorum.

    dün seni gördüm rüyamda

    arnavut kaldırımlı taş sokakta…

    Etiketler:, , ,

Leave a comment